Sükûtun Fazileti

“Kulun kalbi dosdoğru olmadıkça imanı dosdoğru olmaz. Dili dosdoğru olmadıkça, kalbi dosdoğru olmaz. Kişi, komşusu kendisinin kötülüğünden emin olmadıkça cennete giremez.” Bil ki, dilin şerrinden kurtulmanın en kestirme yolu sükûttur. Bu sebeple, İslâm sükûtu övmüş ve Allah Resulü şöyle buyurmuştur: “Kim sükût ederse selamet bulur.”1 “Susmak, hikmettir; fakat susan azdır.”2 Abdullah b. Süfyan (r.a.)’den rivayete göre şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Resulü! Bana bir iş söyle ona sımsıkı sarılayım dedim. Resulüllah [s.a.v] şöyle buyurdu: “Allah’a iman et. Sonra dosdoğru ol.” Süfyan diyor ki: “Ben, ‘Hangi şeyden sakınayım ya Resulullah?’ diye sordum, O da eliyle dilini işaret etti.”3 Ukbe b. Amir

Musibet İsabetten Gelir!

Musibeti gerçekleştiren yani isabet ettiren biri olduğu bilinse, insanın musibetten kaçamayacağı da akla gelir. İnsan kendisine isabet edecek musibetten, yani bir nevi musibetle süslü kaçınılmaz kaderinden kaçabilir mi? … Musibeti gerçekleştiren yani isabet ettiren biri olduğu bilinse, insanın musibetten kaçamayacağı da akla gelir. İnsan kendisine isabet edecek musibetten, yani bir nevi musibetle süslü kaçınılmaz kaderinden kaçabilir mi? Kaçamaz. İslam tarihi muhtemel musibetlerden kaçmamızı söylese de, kadere mütevekkil kişilerin musibetlerden kaçan insanları hor gördükleri de görülmüştür. Hz. Ömer’in (r.a) Şam’a doğru yola çıkarken Serg denilen bir yerde kendisini karşılayan Ebu Ubeyde b.

Hindu Terörü, Virüsü Aratıyor!

Ana akım Hint medyası, defalarca Tebliğ Cemaati üyelerinin “koronavirüs süper dağıtıcıları” olduğu haberleri yayınladı. Korona ile mücadele edemeyen Hindistan, hem hedef şaşırtarak virüsü gündeminden düşürme hem de Müslüman avını yaygınlaştırma yoluna gitti. Müslümanlara karşı büyük bir kin besleyen Hindistan yönetimi, ülkedeki 200 milyon Müslüman’ı vatandaşlık yasasının dışında tutmuş, bunu protesto eden Müslümanlara karşı başlatılan kanlı eylemleri de desteklemişti. Ülkede sadece Şubat ayında 53 Müslüman yaşadığı evlerde, camilerde ya da sokak ortasında öldürüldü. Katliamlara güvenlik güçleri de destek verdi. Irkçı devlet başkanı Modi ise Twitter üzerinden barış mesajları vermekle yetindi.

Dört Dirhem

"Mallarını gece ve gündüz, gizli ve aşikâr (Hak yolunda) harcayanlar (yok mu?), işte onların, Rableri katında mükâfatları vardır. Onlara hiçbir korku da yoktur, onlar mahzun da olacak değillerdir.” Hz. Ali’nin elinde dört dirhem parası vardı. Birini gizli, öbürünü açık, daha öbürünü gündüz, sonuncusunu da gece sadaka verdi. Bu hâdiseyi haber alan Kâinatın Efendisi, bu dört veriş tarzının sebebini ondan sordular: -Yâ Ali! Neden böyle yaptın? Hz. Ali’nin dudakları dudakları bir ay gibi gerildi: -Ey Allah’ın Resûlü, dedi, birinden biri kabul edilir ümidiyle!.. Onun bu hâlis niyeti İlâhi fermanla müjdelendi: -Mallarını gece ve gündüz, gizli ve aşikâr (Hak yolunda) harcayanlar (yok mu?), işte onl

Ahlâk Kaynağımız

Bizim, olmuş ve olabilecek ahlâk kaynağımız, adıyla ve sanıyla İslâm ahlâkıdır. Bunu anlayamadık; anlaşılacak olan buydu; anlaşılacak olan budur! Bir zamanlar ne olduksa bu ahlâkın yüzü suyu hürmetine olduk; ve ne olmadıksa, bu ahlâkı gölgelendirmek ve sonra büsbütün karanlığa gömmek yüzünden olamadık. Bunu bilemedik; bilinecek olan buydu; bilinecek olan budur! Kafalar arası bir kez daha mahyalaştıralım ki, dünyanın biricik kâmil ve esasî ahlâk manzumesi olan İslâm ahlâkını, bize, Tanzimattan evvel ham ve kaba softa, Tanzimattan sonra da aynı seciyenin tersi ahmak ve şahsiyetsiz Garp taklitçisi kaybettirdi. Bunu göremedik; görülecek olan buydu; görülecek olan budur! Bütün intikal ve istihâle

Muhteşem Vakıf Medeniyeti!

… İşte merhamet tevzi eden vakıfları, ihlâs ile inşâ ettikleri saray gibi camileri, rahmet pınarı misâli çeşme ve şadırvanları, şefkat yurdu hastahâneleri, fukarâya imdâd eli imâretleri, ilim ve irfan yuvaları olan medreseleri ve dergâhları bugün de hizmete devam ediyor. Topkapı’dan bütün İstanbul’a ve üç kıtaya yayılan nimetler… Hangi çeşmeden su içsek ya bir sultanın ya bir validenin çeşmesi. Hangi camide namaz kılsak kezâ. Büyük hastahâneler de kezâ. Gurebâ, Cerrahpaşa, Haydarpaşa gibi hastahâneler hep ecdadımızın eserleri. Kışlalar da onların eserleri. Hâlen istifâde ettiğimiz Terkos Gölü’nden su getirilmesi de kezâ. Daha nice hizmetler… Ecdâdımızın hizmetlerinin ufukta bıraktığı silûet

Join my mailing list