Arefe Günü Yapılacak 5 Faziletli Amel

Günümüzde Arefe günü bayramlık hazırlık, alışveriş, temizlik derken dünyalık telaşların en yoğun olduğu bir gün olarak yaşanıyor olsa da; Arefe günü insana verilen en kıymetli vakitlerden biridir. Bugünler ibadet ve affedilme günleridir. Günümüzde Arefe günü bayramlık hazırlık, alışveriş, temizlik derken dünyalık telaşların en yoğun olduğu bir gün olarak yaşanıyor olsa da; Arefe günü insana verilen en kıymetli vakitlerden biridir. Bugünler ibadet ve affedilme günleridir. Hacıların Arafat’ta “Lebbeyk (Buyur Rabbim)” diyerek dil, ırk, ten ayırımı yapılmaksızın bir araya geldiği mahşer gününü hatırlatan, kulluğun Allah Teâlâ’ya dualarla, telbiyelerle arz edildiği en kıymetli zaman dilimidir. Re

Takva Sahibi Genç

"Takvaya erenler var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah'ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler" (A'râf 7/201) Dünyanın fâniliğini bilen, ölümü ve ölümden sonraki hayatı ve hesap verme gününü düşünen gençler, arzu ve heveslerine değil Allah Teâlâ'nın ve O'nun resûlünün emirlerine kulak verirler. Duygularını kontrol altına alır; hayatı meşru dairede geçirir, çevresine zarar değil, fayda sağlarlar. Resûlullah [sallallahu aleyhi ve sellem] bir hadis-i şeriflerinde buyurmuşlardır ki: "Bir genç şu dünyanın aldatıcı zevk ve eğlencelerini terkeder ve gençliğiyle Allah Teâlâ'ya taat ve ibadete yönelirse, Allah ona yetmiş iki sıddıkın ecrini verir ve sonra

Asım Gültekin: Dostluğun mücessem hâli

Onu ivazsız tavizsiz severdim. Ama biliyordum ki o beni, benim onu sevdiğimden katbekat fazla severdi. Bütün tanıdıkları, dostları gibi ben de şok oldum. Beklemediğimiz bir olaydı. Sağ kolum koptu sandım. Tanımayanlar inanmayabilir. Onunla ben ağabey kardeşten, baba oğuldan daha fazla bir yakınlıktaydık. Onu ivazsız tavizsiz severdim. Ama biliyordum ki o beni, benim onu sevdiğimden katbekat fazla severdi. Son yıllar boyunca şahsıma yapılan Anadolu davetlerinin düzenlenmesini, yığınla meşguliyeti arasında üstlenmek istedi. “Sen bunlarla uğraşma, müsaade et, bu işleri senin yerine ben göreyim” dedi. Dediğini de her zaman hakkıyla gerçekleştirdi. Bana vaki olan davetleri “Asım Hoca’yla görüşünü

Siyaset ve Mes'uliyet

Bize, Ümmetinin günahını kendinde bulmak, kendinde yenmek, kendisiyle fenaya erdirmek istiyen ruh dünyasının kahramanları lâzımdır. … Tarih, gözlerimizin önüne bütün bir mes’uliyet manzarası sermektedir. Bir milletin hayatı, bir medeniyetin eserleri gelecek nesillerin mes’uliyetli ellerine emanet ediliyor. Ecdadın hatasından da mes’ul olan biziz. Tarihe bir kader gibi varis olmak demek, geçen nesilleri, iyi ve fena bütün hareketlerinin mes’uliyetini omuzlarına yüklenmek demektir. Kendi mukadderatını kendi ellerine almıyan millet kaybolmağa mahkûmdur. Toprağın ve tarihin size yüklediği, maddede ve ruhta anane haline gelmiş, binbir mes’uliyet omuzlarınızda ağırlaşıyor. Bu mes’uliyeti kendinizd

Ermenistan, Türkiye-Azerbaycan enerji ve taşımacılık koridorlarını tehdit ediyor

Ermenistan’ın işgal altındaki topraklardan uzak bir nokta olan Tovuz bölgesinde gerçekleştirdiği son saldırı, Azerbaycan ekonomisinin can damarı niteliğindeki enerji ve taşımacılık koridorlarını hedef alıyor. 12-14 Temmuz 2020 tarihleri arasında Ermenistan-Azerbaycan sınırında üç gün süren bir çatışma yaşandı. Azerbaycan Savunma Bakanlığının verdiği bilgilere göre, Ermenistan ordusunun Azerbaycan mevzilerine havan topları ve obüslerle aniden gerçekleştirdiği saldırıda Azerbaycan ordusunun subay ve askerleri şehit oldu. Bu saldırıya en erken ve sert tepki Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığından geldi. Ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Savunm

Hac Suresi - 11-14 . Ayet Tefsiri

Evrenin yaratıcısı ve mutlak hâkimi olan Allah’a iman bilincine erişememiş, bazı çevresel etkiler altında veya dünyevî beklentiler uğruna Allah’a kulluk etmeyi “deneyen” fakat O’nu kişisel arzularına uygun bir mâbud olarak göremediği için bütün benliğiyle şirke yönelen, böylece hem dünya hem âhiret mutluluğunu kaybeden insanlar! ﴾11﴿ Yine insanlar içinde kimileri vardır ki, Allah’a şartlı olarak kulluk eder; öyle ki kendisine bir iyilik denk gelirse bundan pek memnun olur, ama başına bir imtihan sıkıntısı gelse hemen yüz çevirir. Böyleleri dünyasını da âhiretini de yitirmiştir ve apaçık hüsran işte budur. ﴾12﴿ Allah’ı bırakıp kendisine ne zarar ne de yarar sağlayabilen şeylere yalvarıp yakar

Muhteşem Fırsat: Zilhicce'nin On Günü; Leyali-i Aşere

"Allah indinde Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!" (Abd b. Humeyd, Müsned, 1/257) Ramazanın yarısından sonra başlayan ayrılık hüznü, Kadir Gecesi'nden sonra artar ve son teravih-son oruçla birlikte zirveye çıkar. Artık rahmet ve mağfiret ayı bitmekte, bire bin verilen geceler veda etmektedir. Maneviyata duyarlı nice mü'min gözyaşı döker, hatta bayramı buruk geçirir. Şevval ayında tutulan altı oruç acılı yüreklerimizi bir derece teskin eder. Sanki Ramazan'ın küçük bir uzantısını yaşarız. Kurban Bayramı'ndan önceki Zilhicce'nin ilk on günü ise, Ramazandaki bol sevaplı ve çok feyizli ibadetlerden ay

10 Bin Müslüman'ın Tekbir Sadâsı Ayasofya Camii'ni Nasıl İnletti?

Cumhuriyet'in önde gelen kalemlerinden Ruşen Eşref Ünaydın'ın Ayrılıklar (1923) adlı kitabındaki "Bayram tahassüsleri: Ayasofya Camii'nde Bayram Namazı" başlıklı yazısı Mütareke döneminde yaşanan bir bayram sabahını bütün revnakıyla aksettirir. Ünaydın'ın bu unutulmuş yazısı vesilesiyle Ayasofya Camii'nin o muhteşem demlerini hatırlatmak istedik. İçeride (Ayasofya'da) eski top kandillerin ötesinde berisinde seyrek elektrik fanusları sert ve şişkin yanıyordu. Bu fazla ışıklar bir ibadet haneden beklenen ilk tasavvufi tefsiri iz'aç etmiş: Yerdeki halılar, sütunların kaideleri lüzumundan fazla aydınlık... Somaki duvarlara, sütun başlıklarına, yarım kubbelere ve merkez kubbeye ise ancak harabele

Sevelim, Sevilelim

Yunus Emre ve bütün Anadolu erenleri. İslam îmânın Türk'ün inanma üslûbuyla birleştiren büyüklerdir. Onlar Türk ruhuna derin bir Allah sevgisi ve o ölçüde büyük bir insan sevgisi, bir insanlık aşk ve gurûru işlemişlerdir. Gazâ, îmân nurundan mahrum ve karanlıkta kalmış ülkelere bu îmânın ışığını, aydınlığını götürmek için yapılan savaş demektir. Atalarımız Türkiye topraklarında bir gâziler ordusu hâline dönüşüp bir şehitler ordusu hâlinde ölerek, bize baştanbaşa evliyâ türbesi bir vatan bırakmışlardır. Bugünkü Türkiye topraklarının iklim ve manzarasında görülen manevi güzellik, onun yerinde, semâsında böyle ilâhî çizgiler bulunmasındandır. Yalnız Osmanlı tarihinde Ertuğrul Gazi, Osman Gazi,

Nefs-i Emmâreyle* Mücadele

Allah kötülük edeni asla sevmez! Zaten böyle bir davranış, dini bütün olana da yakışmaz. Yaptığı haksızlıkla birinin kalbini yaralayan, aslında kendini yaralar. Gerçekten akıllı insan, Allah'ın nimetlerine şükretmesini ve nefsini yenmesini bilen insandır. Kim sinirlerine hâkim olup öfkesini yenerse, bu dünyada gerçek hürriyeti tadanlardan olur. Arzularının ve nefsinin peşinde körü körüne koşan ve çılgınca bir umutla ahirette Allah'ın kendisine merhamet edeceği hayaline kapılan kimseden daha akılsızı yoktur. Her ne kadar kendini bütünüyle Allah'a vermek, dervişliğe yönelmek zorsa da, evlâdım, dervişlikten daha iyi bir şey yoktur. İsyankâr nefsini dizginlemesini bilen kimse, akıllılar arasında

Arap İsyanı mı, Şerif Hüseyin İsyanı mı?

Şerif Hüseyin'in Osmanlı'ya karşı ayaklanarak bağımsız bir Arap krallığı kurma hayali niçin gerçekleşmedi? Üstelik arkasında hem planlama, hem de lojistik desteğini esirgemeyen İngiltere varken... Şerif Hüseyin 24 Kasım 1908 tarihinde Mekke Emirliği’ne getirildi. Abdullah, Faysal, Ali ve Zeyd adlı dört oğlu bulunuyordu. Aynı yıl Osmanlı Devleti Hicaz Demiryolu’nu Medine’ye ulaştırarak, bölgede merkezi otoritesini kuvvetlendirme yoluna gitmişti. Ne var ki Emir Hüseyin nüfuzunun kırılacağı, kervancılıkla geçinen Bedevîler de gelirlerinin azalacağı düşüncesiyle bu durumdan rahatsızdı. Yaklaşık üç yıl sonra, 1912 seçimlerinde Şerif Hüseyin’in oğulları Abdullah ve Faysal’ın Meclis-i Mebusan’da Hi

Giden şanlı akıncı ne gün döner yurduna...

"Reis bu iş bitti diyene kadar sokak terk edilmemeli. Bunların B planı ve sıkıştıkları yerde silah kullanacaklar. Külliye'yi koruyan Özel harekata Allah güç kuvvet versin. Silahlarını kuvvetli kılsın. Şu an elleri tetikte bekliyorlar." Kısaca Halil...* Hayatına satıh üstü bir bakış bile anlatacaktır size Halil Kantarcı'nın kim olduğunu: Baba adı Ali, anne Fatma... Hayatına toptan bakıştan sonra bu sathi bilgi, Onun Hz. Hüseyin delikanlılığından bir koku taşıdığına ikna edecektir sizi... 12 Ekim 1979'da (Hicri 1400 yılında 1 ay kala) doğar Halil gönüldaşımız. Siyasi mücadeleye 1993 yılında Gültepe Lisesinde öğrenciyken bir partinin gençlik teşkilatında başlar. 14-15 Temmuz 1995 yılında Salih

Bill Gates Tarım Bakanlığı'na Dadanmış

Bir firma ürettikleri ile insanları zehirleyecek, pestisitle kanser edecek veya kısır yapacak, bir başkası domuz veya kan ekleyecek, biri 'zeytinyağı yemeyin kanser yapar' diyecek, biri gıdanın mahiyetini bozacak vs... Siz de bunları haber yaptığınızda, bilimsel olmadığı iddiasıyla 50 bin lira gibi âfâkî bir cezaya maruz kalacaksınız ama bu rezaletlere imza atanlar elini kolunu sallayarak dolaşacak. Çok sayıda AK Partili mebusun imzasını taşıyan ve TBMM'ye sunulan kanun teklifini daha önce yazmıştık. Teklif, tali komisyon olan Adalet Komisyonu'nun kararı beklenmeden apart topar Tarım Komisyonu'ndan geçirildi. Hem de TBMM çatısı altındaki kişilere yakışmayacak galiz cümlelerle. Hakaret ve aşa

Besmelenin Fazileti

"Besmele ile başlanmayan her önemli iş noksan kalır." (Feyzu’l-Kadir, V, 13) Salihlerden biri anlatıyor: «Kardeşimin evine ziyaret maksadı ile gittim. Onu sarhoş olarak görünce öfkelendim ve dövmeye başladım. Bir ara elimden kurtuldu, kaçmaya başladı. Ardından kovaladım. Kaçarken suya düşüp boğuldu. Sudan çıkardım, yıkadım, namazını kılıp defnettim. O gece rüyamda onu cennette görünce şaşırdım ve sordum: «Sen sarhoş olarak boğuldun; nasıl oldu da cennete girmeye hak kazandın?» Kardeşim şu cevabı verdi: «Sen beni kovalarken üstüne Besmele yazılmış bir kâğıt gördüm ve yuttum, Münker ve Nekir, Rabbin kimdir? diye sorduklarında, «Bunu bana nasıl sorabilirsiniz, biliyorsunuz ki O'nun ism-i şerifi

Ayasofya Açılıyor

"Ayasofya'nın dirilişi, şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetlerine gerekirse canımız pahasına sahip çıkma kararlılığımızın remzidir. Ayasofya'nın dirilişi, Fatih'in fetih ruhunu şad etme yanında Akşemsettin'in maneviyatını, Mimar Sinan'ın estetiğini ve zevkini de yeniden gönlümüzde canlandırmaktır." İşte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı 'Halka Sesleniş' konuşmasının tam metni: Aziz Milletim, Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Danıştay bugün, Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesini sağlayan 1934 tarihli Bakanlar Kurulu düzenlemesini iptal etti. Biz de buna dayanarak çıkardığımız bir Cumhurbaşkanlığı düzenlemesiyle, Ayasofya’nın yeniden Cami olarak hizm

O Kadar Hızlı Gittik Ki, Ruhlarımız Çok Çok Gerilerde Kaldı

Hakikat dile gelebilir miydi? Dilin sıkleti gerçekliği kaldırabilir miydi? Irmak anlatıların anlatıcılarının tedai zincirlerinin sağlamlığına bakıldığında, anlatı katmanlarının bir harp düzenindeymiş gibi olduğu, her şeyin yerli yerinde olduğu ve anlatıda bir aksamanın, bir kekeme dilin, bilinçte bir yarılmanın, bir kesik söylemin olmadığı görülüyordu. ... Hızlılık modern zaman hastalığıdır. Yavaşlık ve insanın acelesinin olmamasıysa bir eski zaman hasleti. İnsanın hayatını çepeçevre sarmış bu acelecilik, hektiklik onun ruhunda onmaz yaralar açmaktadır. Flanörlerin Paris'te kaplumbağa temposu ile pasajları gezerken temaşalarından elde ettikleri gözlem ve o gözleme dayalı fikirler; ruhsuz bir

Yalnızlık

Alt gelir grubunun ağzına kadar düşen "Kendi ayakları üzerinde durmak" bir efelenme olduğu kadar, esasen bu yalnızlığı yaşamaktır. Oysa biz yalnızlığın karşısına dayanışmayı, sevgi ve saygıyı, bağlılığı, feragati, şefkati, aşkı ve merhameti koymalıyız. Etrafta bir “yalnızlık" lafıdır gidiyor. Etmeyin eylemeyin kardeşim. Bizim inancımıza göre "Yalnızlık Allah'a mahsustur", kul kısmı yalnız kalmaz, kalamaz. Ancak meseleye biraz daha yakından bakarsak yaşadığımız modern hayatın kişiyi yalnızlığa mahkum ettiğini görebiliriz. Modern hayatın zihniyeti geleneği dışlıyor. Cemaati küçümsüyor, horluyor, baskıcı buluyor; kişinin özgürlüğünü kısıtladığını iddia ediyor. Oysa bizim cemaat anlayışımız böyl

Sahaflar Çarşısı'ndan Manzaralar

Eski Sahaflar Çarşısı’nın gülleri ve bülbülleri hemen hemen hepsi birer kitabiyat alimi olan, yazma ve matbu eserlerden en iyi anlayan kimselerdi. Eski sahaflarda birer birer çekilince -ne yazık ki- bu çarşı da suyu kesilmiş değirmene döndü. Ne bir ses, ne bir nefes kaldı. Büyük tarih ve kitabiyat bilginimiz İbnülemin Mahmud Kemal Bey, 6 Mayıs 1956 tarihli Yeni İstanbul Gazetesi’ne verdiği mülakatta, Neriman Malkoç Öztürkmen Hanımefendi’nin sorularını cevaplandırırken sözü meşhur Sahaflar Çarşısı’na getirip şunları söylüyor: “Bâbıâli’ye devam ettiğim zamanlar Sahaflar Çarşısı’ndan geçer ve kitapçıların davetine icabet ederek dükkanlarında beş on dakika otururdum. Yeni aldıkları kitapları ban

Allah Teala'nın Kullarına Nimetleri Çoktur

"Eğer Allah'ın bunca nimetini teker teker sayma kalkarsanız bitiremezsiniz. Gerçekten insan çok zalim ve çok nankördür." Allah Teala'nın kullarına nimetleri pek çoktur, beşerin bunları sayabilmesi, hakikatlerini idrak edebilmesi mümkün değildir. Çünkü nimetler çok olmak yanında sürekli olarak bizlere ikram edilmekte, kolayca elde edilmekte, her nimetin ardından Allah'ın başka bir nimeti gelmekte ve insanların bu nimetlerden istifadesi farklı farklı olmaktadır. Rabbimiz ne de güzel ferman buyurmuştur: "Eğer Allah'ın bunca nimetini teker teker sayma kalkarsanız bitiremezsiniz. Gerçekten insan çok zalim ve çok nankördür." Nimetler asıl ve füru (asıllara bağlı, dal, şube) diye iki kısma ayrılır.

Join my mailing list