Gönüllerde Büyümek

Kendini büyük görmek (kibir) ve kendini beğenmek (ucub), bir insanın hamlığı ve ilahi rahmetten uzaklığı anlamında iki büyük işaret olduğu gibi tevazu da kişinin Hak katında ve sâlih gönüllerde yer edecek yüce itibarının ve büyüklüğünün bir habercisidir. Fakat bu güzel hasletten nasipli olmak öyle kolay değildir. Zira tevazu öyle bir haldir ki kibrin kokusundan bile uzak olmayı gerektirir. Görüntü, kimi zaman hakikatten haber verse de çoğu zaman işin gerçek yüzünü gösteren bir ayna değildir. Her şeyin bir dışı bir de özü vardır. Görünüşü çekici, özü itibariyle itici nice kimseler vardır! Yine görüntüde öyle büyük görünenler vardır ki, hakikat aynasında cücedirler. Halk gözünde muteber zanned

Kültür Emperyalizmi

Adına manevi sömürgecilik ya da irfansızlaştırma da diyebileceğimiz kültür emperyalizmi bizi biz yapan unsurları alıp, yerine kendi unsurlarını koymaktadır. Disney, Hollywood, Netflix gibi küresel film organizasyonlarıyla özendirilen hayat tarzı yeme-içme ve eğlenme sektörlerinin devreye girmesiyle hayatımızı tamamen kuşatıyor. Bunun farkında olmak adına "Kültür Emperyalizmi" başlıklı yazıyı sizlerle paylaşıyoruz. İyi okumalar. Emperyalizm, hammadde ihtiyacını sömürgecilik vasıtasıyla karşılayan ve sanayileşmeyle birlikte ekonomik üstünlüğü ele geçiren kapitalist devletlerin, ekonomik üstünlüğün avantajını kullanarak sömürülen ülkelere hâkimiyet kurmasıdır. Kültür emperyalizmi ise emperyaliz

Sevap İşlediğini Sanmak

Allah'ı tanıyan kimse, O'ndan ümidini kesmez. Nefsini tanıyan kimse, amelini beğenmez. Rabbini tanıyan kimse, O'na sığınır. Rabbini unutan kimse ise, kullara yanaşır. Hayırlı ve sevaplı işlerin yapıldığı yerde bulunduğunda, oradaki insanlarla birlikte kendisinin de hayır işlediğini, sevap kazandığını ummak da nefsin aldatmacalarındandır. Hâlbuki öylesi topluluklardaki insanlar, onun aralarında bulunması ve uğursuzluğu yüzünden hayra ve sevaba erişememiş olabilirler. Nitekim geçmişteki büyüklerimizden birine sorulmuş: Arafat'taki insanları nasıl buldun? O da şöyle cevap vermiş: Vakfede öyle insanlar gördüm ki eğer aralarında ben olmasaydım, belki de Allah onların hepsini affederdi. Kalpleri u

Medeniyet Kavramı Nereden Geldi?

19. yy.'ın ortalarında dilimize kattığımız "Medeniyet" ifadesi nereden gelmektedir? Prof. Dr. Tahsin Görgün Hocamızın "Medeniyet Meselesi" kitabında bu soruya uzun uzadıya cevap veriliyor. İşte bu güzel eserden biraz uzun fakat kavramın muhtevası itibariyle oldukça kısa kalan bir bölümü istifadenize sunuyoruz. İyi okumalar. "Civilisation" terimi Batı dillerinde ilk defa Mirabeau tarafından 1757 yılında basılan "L'Ami des Hommes ou Traité de la Population" isimli kitapta kullanılıyor. Bu kelimenin kullanıldığı bağlam oldukça dikkat çekici gözüküyor. Mirabeau, düzenli bir toplumda üç önemli unsurun (din görevlileri, askerler ve yöneticiler) bulunması gerektiğini ve bunların uyum içerisinde ken

Muharrem Ayı ve Oruç Tutmanın Fazileti

Resûlullah (s.a.s.) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Ramazan’dan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem’de tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz da gece namazıdır.” (Müslim, Sıyâm, 202-203; Ebû Dâvûd, Savm, 55; Tirmizî, Savm, 40) “Muharrem” hürmet edilen anlamındadır. Bu ay, Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından Allah’ın ayı diye nitelendirilmiştir (Müslim, Sıyâm, 202; Ebû Dâvûd, Savm 55; Tirmizî, Savm, 40). Bu niteleme Muharrem ayının faziletine, ilahî feyz ve bereketinin bolluğuna işarettir. Resûlullah (s.a.s.) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Ramazan’dan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem’de tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra en fazile

Kanaat Ekonomisi

“Hududullah”ı çiğneyen insan aklıyla, girişimci ruhu ve keşifleriyle, tekniği teknolojiye dönüştürüp endüstriyel üretimi başlatınca “Yeryüzünün hakimi benim” diye efelendi. Banka mabed para mabud, fabrika bacaları ile gökdelenler bu yeni dinin göklere yükselen bayrağı oldu. İlk tahsilimi Erzincan Fırat İlkokulu’nda tamamladım (1953-58). Öğretmenimiz Tabiat Bilgisi dergisinde insanın tabiatla savaştığını ve onu yendiğini anlatıyordu. İşte geçit vermez dağlar üzerinden yolları aşırdı, otomobil ile uçak icat edip zamanı ve mesafeyi kısalttı, suların önünü kesip barajlar yaptı, elektiriği buldu ve karanlığı yendi. “Keşifler ve icatlar ansiklopedisi”ni karıştırırken, ben de okyanusları aşan, kutu

İslâm ve Dünya

Müslümanlıkta dünya odur ki, mü'min onu zaptedecek, onâ hâkim olacak, fakat onun esâret ve hâkimiyetine düşmeyecektir. • İslâmda dünya, dünyanın en ulvî ölçüsü halinde vecizelendirilmiştir. Âhiretin ekim yeri... Dünyada ne ekilirse ahirette de o biçilecektir. • İslâmda dünya, ebedî hayatın eşiğidir. Düşünelim; İslâmda dünya, bütün hudutlu buudları içinde ne hudutsuz bir mâna sahibi!.. • Birbirine zıt ne kadar mefhum ve hâdise varsa aralarındaki en ince kaynaşma ve kırılma noktalarını farkların en incesiyle belirten İslâm, işte böylece dünyaya birbirine zıt iki nazarla bakar; ve sonra bu bakışları tek ve en ileri bir gözde birleştirir: Biri, fânilik ve hiçlik plânı dünya; öbürü, bu en dipsiz

Babalık kayboldu, şimdi annelik de kayboluyor. Çocuklarımızı kurumlar yetiştiriyor.

Mutlak hakikati insanlara anlatmanın birçok güçlükleri vardır. Her hakikat muhatabınızın iç dünyasında hak ettiği yeri bulamayabilir. Fakat bunu gerçekten müthiş güzel yapan insanlar var. Onlardan biri de Üsküdar Vaizesi Fatma Bayram. O dinlendikçe değer bulan ve daha geniş anlaşılabilen bir anlamlar denizi adeta. Fatma Bayram'ın dili, kalbinize bir mızrak gibi değil, serin bir su gibi akar. Zira günümüzde birçok tartışma ve kutuplaşmalara sebep olan dildir. Bir vaizin çok titiz olması gereken bir mevzu da budur bana kalırsa. Tam da bu sebeplerle Bayram, konuşmaya başladığı andan itibaren işleyeceği konuyu, muhatabının öfke-munislik, kin-sevgi, üzüntü-neşe ve en önemlisi iman ve inkâr gibi h

Hilafet Müslümanların birliği için şart

Dilipak, “Hilafet Müslümanların birliği için şart. Hiçbir Müslüman bu birliğe karşı çıkmaz. Çıkamaz. Çıkıyorsa ya bu Hilafeti bilmiyor ya da İslam’ı bilmiyor. Müslüman değilse, Müslümanların birlik olup olmamasından ona ne? Dünyada kim, kime, ‘hayır sen global bir cemiyet kuramazsın’ diyebilir. Bu Faşistçe bir tutum olur” diyor. İşte Dilipak’la yaptığımız ilginç hilafet mülakatı. Son günlerde ‘Ayasofya açıldı şimdi sıra hilafete mi’ geldi sözleri duyulmaya başladı. Ayasofya ile hilafet arasında nasıl bir bağlantı var? Ayasofya’nın sembolik bir değeri var. Ayasofya İstanbul’un mührüdür. İstanbul ise Doğu Roma’nın mührüdür. Aynı zamanda burası bir hilafet merkezidir. Osmanlı’nın merkezidir. Bu

Namaz Öğretmendir

Bize hayat vermesine karşılık; değil günde beş defa, yirmi beş kez secdede kalın buyursaydı itiraz mı edecektik? İman etmiş olmamız, Rabbimizden gelen her emir ve yasağa sorgusuz, tereddütsüz ve mazeretsiz bir şekilde boyun eğmemizi gerektirir. Görmeden, sadece ilimle iman ettiğimiz bir Allah'ın direktifleri de aynı mantıkla kabul edilmelidir ki iman tamamlanmış olsun. Şüphesiz bu, emredilen ibadetlerin ya da yasaklanan fiillerin maksadını, hikmetini öğrenmeye gerek yoktur anlamına gelmez. Ancak biz, sebebini bilelim ya da bilmeyelim, emredileni yerine getirmekle mükellefiz. Rabbimizin bize yönelttiği her talimatın arka planında mutlaka bir fayda vardır. Bunu idrak edememiş olabiliriz fakat

Join my mailing list