İyilerle Birlikte Olmak

Neyin peşinden gidiyorsak zamanla ona dönüşürüz. Neyi arıyorsak sonunda onu buluruz. Örneğin gücün peşinden gitmek, bizi ferah bir yere çıkarmaz. Ona ulaşmak, kavuşmak için türlü fenalıkların içine girebiliriz. Dünyaya şartlanmak, hakiki şartları zayıflatır. Evet; ‘hesap ile kitap’ diyelim. İyilik kıymetli, kötülük kıymetsizdir. Furkan Türkmen'den ödünç alıp söylersek; değerli olan saklanmak, korunmak ister. Ortak nasihatlerden biridir bu: ‘İyilerle birlikte olunuz.’ Çünkü insan insanın rengine bürünür. Herkes kendine göre iyidir. Kimse ‘ben kötüyüm’ demez. İyiliği kendimizden, kötülüğü başkalarından biliriz hep. Anladığımız: Kötünün, kötülüğün mazereti çok olur. İyinin, iyiliğin ise kaynağı

İlkokullarda Ahlâk Eğitimi

Ahlâk eğitiminin başında hürmet duygusu gelmektedir. Çocuğa ilk sunulacak olan hürmet duygusudur. Hürmet, alelâde alçalma ve kendini inkâr veya eksiltme değildir. O, insanlık cevheri karşısında yaşanan sevgi ile karışık bir hayranlıktır. Bir nevi ibadet halidir. Aşkın, adeta bütün varlıklara çevrilen şeklidir. Hürmet halinde insan, hürmet konusu olan varlığın huzurunda küçülmek istedikçe kendini yükselmiş, yükselmiş ve bizzat kendisinin üstüne yükselmiş hisseder. Küçülmek istedikçe yükseltilir. Terbiyede ilk işimiz çocuğa, hürmet denemesi yaptırmak olmalıdır. Önce tarihin ve ecdadın ruhlarından olaylara akseden büyüklükler anlatılmalı, ibadet böylece onlara öğretilmelidir. Zira hürmet, ibade

İçyüzü

Ey Allah'ım (c.c.) Umut getirdim kapına, ibadet getirmedim. Dilenmeğe, af dilenmeye geldim, ticarete değil. İçyüzü Bir Allah (c.c.) dostuna, "Filan derviş için çok kötü şeyler söyleniyor, sence o nasıl biridir?" diye sordular. "Kötü bir şey görmüyorum onda lakin içyüzünü bilemem." dedi. Derviş hırkası ile gördüğün kişiyi derviş bil. İyilikler düşün. Devlet zaptiyeleri bile evin içine karışmaz. Kabe'de Bir Dilenci Kâbe'nin eşiğinde ağlayarak Allah'a (c.c.) yakaran birini gördüm. "Ey esirgeyici ve bağışlayıcı Allah'ım (c.c.)!" diyordu. "Zalim ve cahil insan, kulluk görevini gerçek anlamda yerine getiremez. Kulluktaki noksanlarım için senden özür dilerim, yapmış olduğum iyiliklere güvenim yok.

Soyadı Skandalı

Soyadlarının aile ve soyun özellikleri, bulundukları yerler, kendilerini öne çıkaran tarihi olaylardan tamamen dışlanarak meselâ "Kaya" gibi bir isme sığıştırılması insanlarda özgüveni eksiltir. Batı'da bugün soyadları tâ Roma dönemine kadar giden insanlar var. Böyle iki bin yıllık bir derinliği hisseden bir insan mı, yoksa anlamsız kelimelerle işaretlenen bir insan mı kendine daha çok güvenir? Öyle bir soyadım var ki bana bayağı çile çektiriyor. Soyadımı doğru yazmayanlarla hayatım boyunca uğraştım. "Barkçın" diye yazan çok, ama "k"yı unutup "Barçin" veya "Barçın" yazan da çok. "Börteçine" diye yazanı bile gördüm. Benzeri bir sorunu rahmetli Cinuçen Tanrıkorur da yaşamış. Hatıralarına göre

Çocuk Kitaplarına Acil Sansür

Sapıklık her yerde ama en çok çocuk kitaplarında. Artık insan çocuk kitaplarının kapaklarını bile açmaya cesaret edemez oldu. Çünkü çocukları eğitmesi ve okuma alışkanlığı kazandırması amacıyla alınan kitaplar sapkınlık aşılıyor. Din, diyanet, gelenek ve ahlâkî değerleri yıkmaya çalışıyor. Bunun son örneği, Musa Dinç’in “Gül ve Düşün” isimli masal kitabında yer alan tecavüz ve müstehcen tabirler oldu. Lakin mesele bundan ibaret değil. Musa Dinç örneği çocuk kitapları konusuna ülke olarak ihmalimizi gözler önüne serdi. Çocuklara veya ergenlik çağına hitap eden kitaplara baktığmızda sorunun birkaç kitaptan ibaret olmadığına işaret ediyor. Bakanlığın ödül verdiği yazarın kitapları bile dehşete

Anadolu'nun Şiileşmesini Önleyen Zafer: Çaldıran

Sultan Selim bu meseleye bir nokta koymak üzere sefere niyetlendi. Çaldıran Harbi ile noktalanan bu karara, Osmanlıların cengâverlik hevesi değil, Safevilerin güç sevdası sebebiyet vermiştir. Anadolu Türkleri arasında mezhep propagandası ve mezhebe dayalı isyanlar tertiplemesi Sultan Selim’e bu tehdidin önlenmesi hususunda başka bir yol bırakmamıştır. Yavuz Sultan Selim tahta geçtikten sonra (1512) Eflak, Boğdan, Macar, Venedik, Mısır hükümetleriyle sulh yaparak hükümdarlığını teminat altına aldı ve yüzünü şarka çevirdi. Daha Trabzon’da vali/şehzade iken, Safevi İran/Azerbaycan hükümdarı Şah İsmail’in Anadolu’daki faaliyetlerini yakından takip ediyordu. Hatta babasıyla yaşadığı zıtlığın esas

Sosyal Medyadan Günaha Davet

Sosyal medya insanlardaki özel hayatın gizliliği algısını dümdüz etti. Artık evler yatak odalarına kadar kamusal alan haline geldi. Yabancı, mahrem, namahrem kavramları çöpe atıldı. Sanal ortamda herkes arkadaş, değilse arkadaşın arkadaşı… Dolayısıyla sorun yok… Sıradan akşam yemeklerinden süslü püslü doğum günlerine kadar hiçbir şey gizli, aileye mahsus değil artık. ... Sosyal medya insanlardaki özel hayatın gizliliği algısını dümdüz etti. Artık evler yatak odalarına kadar kamusal alan haline geldi. Yabancı, mahrem, namahrem kavramları çöpe atıldı. Sanal ortamda herkes arkadaş, değilse arkadaşın arkadaşı… Dolayısıyla sorun yok… Sıradan akşam yemeklerinden süslü püslü doğum günlerine kadar h

Sır Saklama

Bir kimsenin sırrını öğrenen, diğer bir ifadeyle kendisine bir sır emanet edilen kimse, o sırrı saklayacağına dair söz vermiş demektir. O sırrı, açıklamasına izin verilmediği sürece, hayatının sonuna kadar her yerde ve her zaman korumakla yükümlüdür. Emanete riayet etmediği takdirde, Allah huzurunda bunun hesabını verecektir. Resûlullah Efendimiz, birbiriyle hayatlarını birleştiren kimselerin aralarında geçenleri başkalarına anlatmalarını pek çirkin bulmuş ve bu hareketin "Allah Teâlâ'ya göre emanete hıyanetin en büyüklerinden biri" olduğunu söylemiştir. Âyet "Verdiğiniz sözü ve yaptığınız antlaşmayı yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir." İsrâ sûresi (17), 34 Âyet-i keri

Macron Fransası ve Doğu Akdeniz Siyaseti

Fransa şimdiye kadar hiçbir uluslararası meselede tek başına varlık gösterememiştir. Bu sebeple özelde Türk-Yunan krizi olarak başlayan meseleyi Fransa, NATO ve AB ile ilişkiler düzlemine kaydırarak Akdeniz’deki varlığını güçlendirme yolunu seçmiş bulunuyor. Arap Baharı olarak lanse edilen sosyal hareketin dünyayı ne denli etkileyeceğini tahmin etmek güçtü. Lakin olayların hemen akabinde anlaşıldı ki bölgenin siyasi, ekonomik ve etnik olarak yeniden şekillendirilmesi hesapları yapılmaktaydı. Olaylar Tunus’ta başlasa da Libya, Mısır ve Suriye’de içinden çıkılmaz hale geldi. Öyle ya 14 milyar dolarlık petrol üretimi olan Libya’nın 6,5 milyonluk nüfusuna bu kadar büyük bir gelirin bırakılması e

İmam Şâfiî'nin Salavatı

Allahım! Efendimiz Hz. Muhammed'e [sallallahu aleyhi vesellem] seni zikredenlerin zikrettiği, gâfil olanların da gafil olduğu müddetçe salâtü selâm eyle. İsfahânî (rahmetullahi aleyh) şöyle demiştir: "Resûl-i Ekrem'i [sallallahu aleyhi vesellem] rüyamda gördüm. Kendisine amcasının oğlu İdris eş-Şâfiî'yi (İmam Şâfiî) sordum. Şöyle buyurdu: Onun hesaba çekilmemesi için Hak Teâlâ'dan rica ettim. Bunun üzerine, "Yâ Resûlallah, bu şerefe nasıl nail oldu?' diye sordum. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: Zira o bana öyle bir salavat getirirdi ki hiç kimse bana öyle bir salât getirmemiştir. O'na, Ya Resûlallah! O salavat hangisidir?' diye sordum. Hz. Peygamber [sallalahu

Müslüman Olarak Yaşayabilmek için Hadislerin Gerekliliği

Öncesinde kendi çocuğunu öldürmüş ve zinasının haddi hesabı olmayan sahabiler, bizim yatacak yerimiz yok, dememişlerdir. Bunu hiçbir sahabi söylememiştir. Amellerinin kabul olmamasından korkmuşlar ancak basit görmemişlerdir. Çünkü onları eğiten Resûlullah Efendimiz, İsrailoğullarından alenen zina etmiş bir kadının düştüğü bataklığa rağmen bizim gözümüzde beş kuruş etmez bir işle cennete nasıl girdiğini örnek vermişti ve onlar da bunu bir masal gibi dinlemediler. Ebu Hureyre rivayet ediyor: Resûlullah (sav) buyurdular ki: "Alenen zina yapan bir kadın mağfiret edilmiştir. O kadın, bir kuyunun başında susuzluktan dilini sarkıtmış bir köpek görmüştü. Hayvan susuzluktan neredeyse ölecekti. Kadın

Salgın Hastalıklara Müslümanca Bakış: İmtihan, Tedbir ve Tezkîr

Tarih boyunca veba başta olmak üzere, kolera, tüberküloz, suçiçeği, tifo, grip, AIDS, ebola gibi birçok bulaşıcı hastalığın savaşlardan doğal afetlerden bile daha büyük etkileri olmuş tur. Bu etki milyonlarca kişinin enfekte olması, hastalanması veya ölmesinden ibaret değildir. Tarihî tecrübe ve hâlihazırdaki tecrübemizin de gösterdiği gibi salgınlar, ölüm-kalım meselesinden öte toplumların kültürlerini, alışkanlıklarını, değerlerini ve hayatlarını değiştirerek tarihe ivme katar veya eşik atlatır. Covid-19 salgını da böyle bir olaydır. Bu salgın ile dünya, büyük bir değişim yaşayarak sanal bağlantıyı fiziksel bağlantıya tercih etme noktasında hızlı bir atılım gerçekleştirmiştir. Tarihte eşi

Yiyip İçmenin Ölçüleri

"Sizlere yemeği soğutarak yemenizi tavsiye ederim, çünkü soğuk yemek faydalıdır, bereketlidir. Bilmiş olunuz ki fevkalâde sıcak yemekte fayda ve bereket yoktur.” ... Çok yemek bilinenin aksine iştahı azaltır ve vücuda tembellik verir. Çok ekşi yemek, insanı çok çabuk ihtiyarlatır. Devamlı tatlı yemek iştahı azaltır, bedende hararete neden olur. Aşırı tuzlu yemek ise bedeni kurutur ve zayıflatır. Kış günleri sıcak, yaz günleri ise soğuk gıdalar yenmelidir. Aksi bedeni çökertir. Yemekten tam doymadan yani biraz daha iştahınız varken kalkmak gerekir. Yenilmiş yemek tam sindirilmeden üstüne asla yememeli. Yeni bir yemek için kâmilen acıkılmış olunmalı. Bu nedenle sabit yemek saatleri de doğru de

Join my mailing list