Amel Etmeden Umut Beslemek

"Ey Allah'ın kulları, amel etmeden umut beslediğiniz için Allah'tan korkun. Zira umut beslemek korkunç bir helâk vadisidir ki, siz ona her an giriyorsunuz. Allah'a yemin ederim ki umut beslemek, isteklerinize kavuşturmaz. Ummakla Cenab-ı Hak hiçbir kuluna dünyada da, ahirette de ihsanda bulunmaz."

Gerçek recâ amel ile olandır. Yoksa arzu ve umuttan başka bir şey olamaz.


Amelle berâber olandır recâ

Ve illâ o ümniyyedir şüphesiz


Hakiki recâ (kulun Allah’ın rahmetine güvenerek ümit içinde olması), yakîn (kesin bilgi ve inanç) makamlarından bir makamdır. Daima güzel ameller işlemeye, zahmete girmeye, mücahedeye sebep olur. Zira bir şeyi rica eden onu ister ve bir şeyden korkan ondan kaçıp saklanır. Amelle birlikte olmayan recânın sahibi ameli bırakır da günaha girerse, sofiler buna recâ değil ümniyye ve iğtirar (gururlanma) derler. Amelle beraber olmayan temenninin sahipleri de dünya sevgisiyle sarhoştur. Bu halde af ve mağfiret istedikleri için Cenab-ı Hak onlara Kur'an'da "halef" demiş ve: "Onların ardından gelenler kitaba sahip olup değersiz dünya malını almaya başladılar ve nasıl olsa bağışlanacağız dediler." (A'raf/169) ayetiyle zemmetmiştir.


Mâruf Kerhî Hazretleri buyurmuştur: "Amel etmeden cennet istemek günahtır. Sebepsiz şefaat beklemek gururdur. İtaat etmediği kimseden lütuf ve merhamet ümit etmek cahillik ve ahmaklıktır." Yine "Kulluğunda bulunmadığın zattan ihsan beklemek mahrumluktur." dedi.


İman sahiplerinin Cenab-ı Hakk'a karşı daima havf (İnsanın Allah katındaki durumu hakkında hissettiği korku ve kaygıları ifade etmek üzere kullanılan bir terim) ve recâ arasında bulunması kulluk gereğidir. Çünkü Cenab-ı Hakk'ın fiilleri azabından emin kılmaz, rahmetinden umut kesmeye mani olur. "Allah'ın rahmetinden umut kesmeyiniz." (Zümer/53) "Allah'ın mekrinden emin olunmaz." (A'raf/99)


Demişlerdir ki: "Günah işlemekte ısrar etmekle birlikte Hakk'ın lütfunu istemek, kabir içinde rüzgâr, deniz altında ateş istemek gibi muhaldir."


Hadis-i şerifte buyruldu: "Akıllı kişi nefsini daima hesaba çeken ve ahiret için amel edendir. Aciz kimse de nefsine ve hevasına uymakla Cenab-ı Hak'tan isteklerine ulaştırmasını temenni edendir."


Hasan Basri Hazretleri şöyle buyurdu: "Mağfiret maksadıyla amel ve ibadet etmekten uzaklaşan kavim, öbür aleme göçtükleri vakit amelsizlik yüzünden azarlandıklarında özür beyan edip derler ki:


'Biz Rabbimize hüsnüzan ettiğimiz için amel işlemedik'.


Onlara denir ki:


'Eğer Hazreti Hakk'a hüsnüzan etmiş olsaydınız, emrettiği gibi güzel amel de ederdiniz. Bunun delili şu ayet-i kerimedir: "İşte Rabbinize beslediğiniz o zannınız sizi helâke sürükledi, sonunda hüsrana uğrayanlardan oldunuz." (Fussilet/23)


Yine derlerdi ki:


"Ey Allah'ın kulları, amel etmeden umut beslediğiniz için Allah'tan korkun. Zira umut beslemek korkunç bir helâk vadisidir ki, siz ona her an giriyorsunuz. Allah'a yemin ederim ki umut beslemek, isteklerinize kavuşturmaz. Ummakla Cenab-ı Hak hiçbir kuluna dünyada da, ahirette de ihsanda bulunmaz."


Ebu Umeyr el-Mansur Hazretleri, müridlerine bir mektubunda şöyle yazdı: "Uzun ömür ümit etmek ve amelsiz istemek soğuk demir dövmek gibidir."


Yüzümüz yok Hüdâ'ya yalvaracak

Bilemem hâlimiz neye varacak


Kaynak: Atâullah İskenderî, Şerh: Kastamonulu Seyid Hafız Ahmed Mahir Efendi, Hikem-i Atâiyye, Sufi Kitap, s. 152-153, 8. Baskı, Nisan 2019.

4 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Tufan Öncesi