Beton Kamil

Erol Yıldırım'ın Post Öykü Dergisi'nin Kasım-Aralık sayısında yer alan "Beton Kamil" isimli öyküsünü istifadelerinize sunuyoruz.

Kahvenin demir kapısı gıcırdamaya bile fırsat bulamadan sertçe açıldı. Kahvedekilerin ölgün bakışları birkaç saliseliğine canlanıp oraya doğru kaydı. Koca göbeği, pis sakalları ve elinde bir poşet dolusu market malzemesi ile hastabakıcı Kamil -yani daha çok bilinen lakabıyla Beton Kamil- kısık gözle rindeki umursamaz bakışlarıyla içeriyi süzüyordu.


Beton Kamil; ağır vücudunun ezdiği tahta döşemenin çığlıkları eşliğinde köşedeki boş masaya oturdu. Daha doğrusu onun geldiğini görünce tırsılan ve boşaltılan masaya... Gözlerini televizyondan ayırmadan kalın ve hırıntılı sesiyle kükredi.


"Mahmuut... Bana bir orta yap. Kumandayı da getir."


Aslında adı Murat olan ocakçı, bu kasıtlı yanlışlığa hiç itiraz etmedi. Gıkı bile çıkmadı. Hatta "Tamam abim" diye cevaplayıp, işlerini bırakıp, telaşlı bir şekilde cezveyi ocağa sürdü. Peki ya kumanda... Ocakçının garson çocuğa yaptı