Bill Gates Tarım Bakanlığı'na Dadanmış

Bir firma ürettikleri ile insanları zehirleyecek, pestisitle kanser edecek veya kısır yapacak, bir başkası domuz veya kan ekleyecek, biri 'zeytinyağı yemeyin kanser yapar' diyecek, biri gıdanın mahiyetini bozacak vs... Siz de bunları haber yaptığınızda, bilimsel olmadığı iddiasıyla 50 bin lira gibi âfâkî bir cezaya maruz kalacaksınız ama bu rezaletlere imza atanlar elini kolunu sallayarak dolaşacak.

Çok sayıda AK Partili mebusun imzasını taşıyan ve TBMM'ye sunulan kanun teklifini daha önce yazmıştık. Teklif, tali komisyon olan Adalet Komisyonu'nun kararı beklenmeden apart topar Tarım Komisyonu'ndan geçirildi. Hem de TBMM çatısı altındaki kişilere yakışmayacak galiz cümlelerle.


Hakaret ve aşağılamalar havada uçuştu. Aşağılananlardan biri de Cumhurbaşkanlığı Gıda ve Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi İbrahim Saraçoğlu'ydu. Aşağılamaya maruz kalan diğer isim ise Canan Karatay'ken, isimsiz mağdurlar da Dr. Yavuz Dizdar, Dr. Ahmet Rasim Küçükusta'ydı.


Aşağılayanların gıda, tıp ve beslenmeyle ilgili bir bilgisi var mı? Yok. Ama eleştirdikleri ise bu konunun mütehassısları. Üstelik alay ettikleri Saraçoğlu, biyolog ve kimyacı olarak bitkiler konusunda üstad bir isim. Ayrıca da Cumhurbaşkanı Erdoğan'a müşavirlik hizmeti sunuyor. Emir karanlık yerlerden olmalı ki, Cumhurbaşkanı'nın ekibine bile vekiller yakışıksız sözler edebiliyorlar.


ANAYASAYA AYKIRI


Mer'i anayasanın 26. maddesi aynen şöyle diyor: “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar."


Ama TBMM'ye sunulan teklif bu maddeyi yok sayarak, gıda ve beslenme konusunda konuşma, yazma ve haber yasağı getiriyor. Yasakla kalmıyor, Tarım Bakanlığı bünyesinde bir Gıda Bilim Kurulu kuruluyor. Bu kurul, izinsiz konuşan, yazan, çizen ve haber yapana 20 ila 50 bin lira para cezası kesecek.


Olacak şey değil, ama oluyor işte. Henüz yasalaşmasa da teklif edilebiliyor, komisyonda savunulup olduğu gibi genel kurul safahatına geçirilebiliyor.


PEKİ, NEYİ YASAKLIYORLAR?


Öncelikle konuşmayı, beslenme ve gıda konularında fikir beyan etmeyi. Sünnet ve kadimi anlatmayı, gıdalara eklenen zararlı katkıları, genetik müdahaleyi eleştirmeyi suç haline getiriyorlar. Bu hususta ister tv, radyo, gazete, dergi ve haber siteleri gibi haber mecralarında konuşulan ve yazılanlar, isterse de sosyal medya paylaşımı yapılsın hepsi cezaya maruz kalacak.


Bir firma ürettikleri ile insanları zehirleyecek, pestisitle kanser edecek veya kısır yapacak, bir başkası domuz veya kan ekleyecek, biri 'zeytinyağı yemeyin kanser yapar' diyecek, biri gıdanın mahiyetini bozacak vs... Siz de bunları haber yaptığınızda, bilimsel olmadığı iddiasıyla 50 bin lira gibi âfâkî bir cezaya maruz kalacaksınız ama bu rezaletlere imza atanlar elini kolunu sallayarak dolaşacak.


Ayrıca reklamlarda her türlü cinselliği kullanacaksınız, yalandan başka bir şey söylemeyeceksiniz, alt ses ve 25. kare ile insanların şuur altına saldırıp tüketim kölesi yapacaksınız, ama bunları kimse eleştiremeyecek. Buna da bu ülkede hukuk ve adalet diyeceksiniz.


AKIL ALIR ŞEY Mİ BU?


Kötünün örneği bizzat kamuydu.


Mesela Tarım Bakanlığı'na ait 'Didi' adlı sözde çay içeceği var. Adı çay ama kendisi çay değil. Üstelik bir de reklamlarında ayranı kötülüyordu. Reklam Kurulu, 2015'de Tarım Bakanlığı'na bu reklamından dolayı ceza verdi. Hem de 220 bin lira. Ayrıca reklam da durduruldu. Şimdi bunu yapanlar, millete bu reklamı veya benzerlerini eleştirdiği için ceza verecek.


Akıl alır şey mi bu?


KANUN TEKLİFİNİN KAYNAĞI NE?


Biz geçtiğimiz haftalarda kanunu ilk teklif edenin FETÖ'cüler olduğunu delilleriyle ortaya koymuştuk. Önemine binaen bir kez daha aktarmış olalım. Malum FETÖ'nün 'Aksiyon' adlı haftalık haber dergisi vardı. Bu dergi, 30 Nisan 2012 tarihli sayısında "Gıdanın reytingle imtihanı" kapağıyla çıkmıştı ve aynen şöyle denilmekteydi:


"Uzmanlık alanı olmadığı hâlde gıda konusunda halkı yanlış yönlendirici beyanda bulunan kişiler kanunlar karşısında sorumlu olmalıdır."


Yani şu an TBMM gündemindeki kanun teklifinin atası bu. FETÖ'cüler bununla da kalmamış, sürekli bu konuyu gündemde tutmuşlardı.


Gıda Hareketi'nin sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşım ise işin içine Bill Gates Vakfı'nın da dâhil olduğunu gösteriyor. Mâlum Tarım Bakanlığı ile Bill ve Melinda Gates Vakfı geçtiğimiz yıl aralarında iş birliğine gitme kararı almış ve bunu da sitesinden duyurmuştu.


Açıklamada aynen şöyle denilmekteydi: “Bill ve Melinda Gates Vakfı (BMGV) ile ülkemiz arasında uzun vadeli işbirliği tesis etmek üzere BMGV'den uzmanların da iştiraklarıyla 10-11 Nisan 2019 tarihlerinde 'sanitasyon', 'finansal kapsayıcılık', "BESLENME' ve 'SDG Etki Hızlandırıcısı' konularına odaklanan oturumlardan müteşekkil bir çalıştay gerçekleştirilmiştir."


İşbirliği başlığının birinin de "beslenme' olduğu dikkatlerinizden kaçmamıştır. Korona sürecinde Bill Gates ve Vakfına karşı hem dünyada, hem de ülkemizde tepkiler arttı. Bu işbirliği gerçekleşirse ne olacak? Tahmin ettiğiniz gibi tepkiler yükselecek.


Tepkileri engellemenin yolu ne?


Göstermelik bir bilim kurulu kurmak. Aslında bilim kurulu falan hikâye. Kurulacak kurul eleştirileri baskılamak için bir ceza müessesi görevi görecek. Bill Gates Vakfı başta olmak üzere, tohum, gıda ve beslenme dayatmalarına karşı eleştirileri engellemek istiyorlar. Ayrıca insanı değil şirketlerin çıkarını önceleyen bürokratik zihniyet, gıda sektörünün rezaletlerine karşı milleti susturmak istiyor. Mesele bundan ibaret.


ZARARI KİM GÖRÜR?


Milletin tepkisi ortada. Zira artık eski vurdumduymaz halk yok. Korkularından sıyrılmış yeni bir nesil var. Özellikle de genç anneler oldukça duyarlı. Bu kitleyi artık kimse güdemez ve tutamaz. Ancak ceza ile susturabilirler. Farz ediniz ki, AK Parti grubu tepkileri umursamayıp teklifi yasalaştırdı. Anayasa Mahkemesi'nin 26. madde başta olmak üzere pek çok anayasa maddesine aykırılıktan iptal edeceği bu akla ziyan kanundan kim zarar görür?


Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki, Recep Tayyip Erdoğan. Zaten gizli amacın biri de Erdoğan'ı yıpratmak değil mi? Herkes bilsin ki, bu memlekette milletin ve Erdoğan'ın en büyük muhalifi ve tabiri caizse düşmanı, bürokrasidir.


Bahsi son bir örnekle bitirelim.


Bilen bilir ki, Tarım eski bakanı Mehdi Eker, GDO'nun insana geçmediğini belirtmişti. Hem kamuoyu huzurunda, hem de TBMM kürsüsünden... Oysa Necmettin Erbakan Üniversitesinden Prof. Dr. Mehmet Gürbilek ve ekibi bunun aksini ilmî olarak ortaya koydu. Konya'da, emziren gönüllü 12 anne adayının kan ve anne sütleri incelendi. Hem kan, hem de sütlerinde GDO parçacıkları tespit edildi.(meramtip.com.tr/haber.php?id=194)


Biri de çıkıp özür diledi mi?


Etmezler ama farz edin ki, Gürbilek hoca bu tespitini yapmadan önce Mehdi Eker'in görüşlerine itiraz edenler ve aksi yönde haber yapanlar ne muamele görecekti biliyor musunuz? Tam tamına 20 ila 50 bin lira arasında para cezası.


'Azizim burası Türkiye' dediğinizi duyuyorum, ama artık öyle olmayacak. İncitmeden, kırmadan, dökmeden, dostça ikaz ederek, hakkı söyleyip, yanlış uygulamalardan dönülmesi gerektiğini Türkiye, AK Parti ve Erdoğan'ın geleceği için söylemeye devam edeceğiz.


Kaynak: Özer, Kemal, Bill Gates Tarım Bakanlığı'na Dadanmış, Gerçek Hayat Dergisi, s. 14-16, 13-19 Temmuz 2020.

0 görüntüleme
Join my mailing list