Dikiz Aynasında Kör Nokta

"Nefsânî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, soylu atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere düşkünlük insanlara çekici kılındı. İşte bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir.


Hâlbuki varılacak güzel yer, Allah'ın katındadır."

Tarih sayfaları arasında gezinildiğinde insanın insanla, toplulukların bir diğer toplulukla yapmış olduğu sonu gelmeyen çatışmaların temelinde insanoğlunun doyurulması zor açlığının ve nefs mücadelesindeki yenilgilerinin parmağı olduğu gerçeği apaçık karşımızdadır. Birey ilkin kalbinde kendini yitirir ve kadim günah kibir, kıskançlıkla kol kola insan varlığına dair ne varsa sömürmenin yollarını arar. Bir toplum kan kaybetmeye başladığında, çürümenin hızla tüm uzuvlara yayıldığı görülür. Bu bir bakıma toplumsal intiharın ayak sesinin, hemen yanı başımızda duyuluyor olması demektir.


Albert Camus, "Resmî tarih oldum olası büyük katillerin tarihidir. Kabil, Habil'i bugün öldürmüş değil, ama bugün Kâbil, Hâbil'i akıl uğruna öldürüyor ve onur madalyası istiyor." diyerek ezelî bir meseleye parmak basmış. Âdem Aleyhisselam'ın oğlu Kabil'in Habil'i öldürmesi, fıtratın en aşağı yerinden insanoğluna bakmayı marifet sayan beşerin kendini yok edişine paye veri