Güzel Huylu Olma

Dünyalıktan kendisine bir şey isabet ederse, bir şey kazanırsa razı olur, müteşekkir olur. Allah'a hamd eder, şükreder. Nasibine bir şey isâbet etmezse, eline bir şey geçmezse o zaman da kızmaz! Gelirse şükreder, gelmezse kızmaz. Güzel huyluluk budur. Güzel huyluluğun gereği budur.

Peygamber Efendimiz, Enes radıyallahu anh'ten rivayet edildiğine göre buyurmuşlar ki:


Husnü'l-huliki nisfü'd-din.¹ "Güzel huy dinin yarısıdır!" Çok önemli. Bir başka hadis-i şerifte buyurulmuş ki;


Aleyküm bi-husnü'l-huluki fe-innehâ fî'l-cenneti lâ mehâlete. Ve iyyâküm ve sûi'l-huluki. Fe-innehû fi'n-nâri lâ mehâlete.²


Hz Ali Efendimiz'den rivayet:


"Sizlere güzel huylu olmayı tavsiye ederim. Güzel huylu olmak boynunuzun borcu olsun. Güzel huylu olun; ne yapıp edip gayret edip bu vasfı kazanın! Çünkü o, hiç şüphesiz cennettedir!"


"Kötü huydan da sizi tahzir eylerim. Sakının, çekinin, uzak olun! Sakın kötü huylu olmayın! Bak ihtar ediyorum size; çünkü o hiç şeksiz şüphesiz cehennemdedir!"


İyi huy cennette, kötü huy cehennemde. Tabi "iyi huylular cennette, kötü huylular cehennemde olacak". demektir. Sonra bir başka hadis-i şerîfi biliyoruz; meşhurdur, kulaklara ulaşmıştır. Bir başka Hadis-i şerifte:


Ekseru mâ yüdhilü'n-nâse'l-cennete. "İnsanların ekseriyetle cennete sokacak olan şey:" Takva'l-lâhi ve husnü'l-hulükı.³ "Allah korkusudur, takvasıdır ve güzel huydur!"


Çoğunlukla buradan girecekler cennete! Yani cennetin kapısında "Sen ne sebeple cennete giriyorsun?” diye bir istatistik yapılsa anlaşılacak ki ekseriyet, güzel huyundan dolayı cennete giriyor. Çok namaz kıldığından veya görünür ibadetleri çok yaptığından değil, güzel huyundan dolayı giriyor.


Diğer bir hadis-i şerif: Ebu'd-Derdâ radıyallâhu anh'ten:


Eskalü şey'in fî mîzâni'l-mümini hulükun hasen. İnna'llâhe yübğıdu'l-fâhişe'l-mütefahhişe'l-bezîe.⁴ "Kıyamet gününde müminin terazisinde en ağır gelecek olan şey, güzel huyudur".


Malum; yaptıklarımız tespit ediliyor, melekler tarafından yazılıyor. Ahirette bunlar ortaya dökülecek. İnsanın hesabı görülecek ve bunlar ilâhi terazide, âhiret terazisinde tartılacak.


İşte burada, bu terazide en ağır çeken şey, güzel huydur. Kötü huy da Allah'ın sevmediği bir huydur. Demek ki ahlâk, âhirette cennete girme sebebidir, mizanı ağır bastırır, Allah'ın sevdiği bir şeydir. Dünyada da faydası vardır. Ahirete ait olan faydasını da bir başka hadis-i şerif şöyle ifade ediyor:


el-Hulüku'l-hasenü yüzîbü'l-hatâyâ kemâ yüzîbü'l-mâü'l-celîde ve'l-hulüku's-sûü evi'ş-şerru yüfsidü'l-amele kemâ yüfsidü'l-halle'l-a-sel.


İbn Abbas radıyallahu anhumâ'dan rivayet edilmiş:


"Suyu buza döktüğün zaman buzu erittiği gibi güzel huy da hataları, günahları eritir".


Malum buzdolabından donmuş olan buz kalıbını çıkarıyoruz, musluğun altına tutuyoruz. Hemen çıkıyor, buzlar eriyor.


Güzel huy, hataları günahları, suyun buzu erittiği gibi eritir. Kötü huy da insanın yapmış olduğu âmâl-i sâlihayı, iyi ve güzel işleri ifsad eder, fesada götürür, bozar, kokuşturur, berbat eder! Sirkenin balı ekşittiği gibi, kötü huy da âmâl-i sâlihayı berbat eder, ekşitir, kokuşturur, bitirir!


Kişi birtakım âmâl-i sâliha işlemiş, hayır hasenât yapmış, çeşme yaptırmış, cami yaptırmış, açlara yemek yedirmiş, çıplakları giydirmiş; bir şeyler yapmış ama kötü huyu, buralardan kazandığı sevapları ifsat etmiş, ekşitmiş, kokuşturmuş, bitirmiş.


Bunun somut bir kötü huyla, hasetle ifade edildiği bir başka hadis-i şerifi yine hepiniz biliyorsunuzdur:


el-Hasedü ye'külü'l-hasenâti kemâ te'külü'n-nâru'l-hatab. "Haset, ateşin odunu yakıp kül edip bitirdiği gibi insanın hasenâtını yakar, yok eder, bitirir!" buyuruyor Peygamber Efendimiz.


Demek ki insan hasetçiyse kıldığı namazların, tuttuğu oruçların, yaptığı hasenâtın bile sevabı yavaş yavaş gidiyor. Haset ettiği için! Demek ki kötü huy, sirkenin balı bozduğu gibi ameli bozuyor. İyi huy, suyun buzu erittiği gibi günahları eritiyor, yok ediyor; insanı kurtarıyor.


O bakımdan güzel huylu olmak gerekiyor; kötü huylu olmamaya dikkat etmek şart ve farz oluyor. Güzel huylu olmak, o hususta tevfîkât-ı samedâniyyeye mazhar olmak, Allah'ın büyük bir lütfudur.


...


Bazı insanlarda güzel huyun olmadığını görüyoruz. Olmaması, terbiye görmediğinden olabilir. Eğitim görmemiş. Bilseydi öyle yapmazdı. Bazıları için "Cahillikten, bilmemezlikten böyle olmuş". diyebiliriz.


Güzel huyla ilgili, güzel huyun manevi ve uhrevî faydalarıyla ilgili hadis-i şerîfleri söyledik. Bir de maddi faydası varmış; hadis-i şerîften anlıyoruz.


Hz. Aişe-i Sıddîka validemiz bu konuda Peygamber Efendimiz'den bir hadis-i şerîf rivayet etmiş; ilginç. Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:


Sılatü'r-rahimi ve husnü'l-hulüki ve husnü'l-civâri yuammirne'd-diyâra ve yezidne fi'l-a'mâr. "Sıla-i rahim yapmak (akrabalarla bağı koparmamak), güzel huylu olmak ve güzel komşuluk; evleri, mahalleleri, beldeleri mâmur hale getirir. Ömürleri arttırır!"


Sıla-i rahim, güzel huy ve güzel komşuluk.


Zaten sıla-i rahim de, komşuluk da ahlâkın bir göstergesidir. Hepsi beldelerin şenliği olmuş oluyor ve ömrün artmasına sebep oluyor. Sıla "vasıl olma, kavuşma" demek. Rahim "akraba" demek. Aralarında akrabalık bağı olan insanların birbirleriyle irtibat kurmaları, bu bağlılığı devam ettirmeleri lazım. Ziyaretleşmeleri lazım, el öpmeleri lazım, bayramlarda ve benzeri günlerde birbirlerini gözetmeleri lazım.


Bu sıla-i rahim tabirinin altında bir mana daha vardır. Bazı kimseler burayı atlarlar. Kitaplarda da açıkça yazılmamıştır. Ben böyle kullanışa dikkat ede ede kuvvetle o kanaate geldim. Sıla-i rahim, sadece "ziyaret" demek değil. Biraz da "maddi bakımdan desteklemek" demek. "Cebine biraz para koymak, hediye vermek, ihtiyacını gidermek" demek. Kuru bir ziyaret değil!


Hüsnü'l-civâr "iyi komşuluk" demek. Müslümanın, komşusuyla olan geçimine son derece dikkat etmesi gerekiyor. Velev komşusu gayrimüslim olsa bile! Çünkü komşuluk hakkı var. Gayrimüslim bile olsa komşuluk hakkı vardır. Müslüman oldu mu haklar daha da kuvvetleniyor, artıyor. Akraba oldu mu daha da yükseliyor!


Bu hususta hadis-i şerîfler çoktur; bir iki hadis-i şerîf daha söyleyeceğim:


İnnemâ tefsiru husni'l-hulÜki mâ esâbe mine'd-dünya yerdâ ve in lem-yüsabhü lem-yeshat.


"Muhakkak güzel ahlâk kişinin dünyadan kendisine bir şey isabet ederse razı olmasıdır. Nasibine bir şey isabet etmezse de kızmamasıdır".


Bir hadis-i şerîf bu. Güzel huyun tezahürü nedir? Güzel huylu insan nasıl davranacak?


Bu hadis-i şerîfte Peygamber Efendimiz onun bazı örneklerini veriyor:


Dünyalıktan kendisine bir şey isabet ederse, bir şey kazanırsa razı olur, müteşekkir olur. Allah'a hamd eder, şükreder. Nasibine bir şey isâbet etmezse, eline bir şey geçmezse o zaman da kızmaz! Gelirse şükreder, gelmezse kızmaz. Güzel huyluluk budur. Güzel huyluluğun gereği budur.


1 Deylemî, el-Firdevs, 1, 122, 1.420, II, 140, 2712; Münâvi, Feyzü'l-kadir, I, 181, 384, r.: 3070, 3718; Ali el-Muttaki, Kenzu'l-ummal, III, 3, 49, r. 5141, 5433; Hatib, Târihu Bağdad, XIIL 454, 7. 6323; Ukayli, ed-Duafâ, II, 18-9, r. 430.


2 Deylemi, el-Firdevs, III, 19, r 4033; Ali el-Muttakî, Kenzu'l-ummâl, III, 18, r. 5233, Gümüşhânevî, Râmûz, II, 319.


3 Tirmizi, Birr 62, r. 2004; İbn Mâce, Zühd 29, r. 4246; İbn Hıbban, Sahîh, II, 224, r. 476; Hâkim, el-Müstedrek, IV, 360, r. 7919; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, VII, 503, 1, 5372; Kudâ'î, Müsnedü's-Şihâb, II, 137, 1050; Begavî, Şerhu's-sünne, XIII, 79, r. 3497; Ali el-Muttakî, Kenzu'l-ummâl, XVI, 103, r. 44071; Gümüşhânevî, Râmûz, 1, 80.


4 Ma'mer, el-Câmi', XI, 146, r. 20157, Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, X, 326, r. 20798, Şuâbü'l- îmân, X, 368, r. 7637: Begavî, Şerhu's-sünne, XIII, 78-79, r. 3496; Buhârî, el-Edebü'l-müfred, I, 164, n. 464 Ali el-MuttakÎ, Kenzu'l-ummâl, II, 9, r. 5176; Gümüşhânevî, Râmûz, , 15.


5 İbn Ebi'd-dünya, et-Tavâzû ve'l-humûl, s, 233, r. 184; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, X, 319, r. 10777; el-Mu'cemü'l-evsat, I, 259, r. 850; Deylemî, el-Firdevs, II, 200, r. 2991; Münzirî, et-Terğîb ve't-terhîb, III, 276, r. 4035; Heysemî, Mecme'u'z-zevâid, VIII, 24, 12690; Ali el-Muttakî, Kenzu'l-ummâl, Il, 2 5132; Gümüşhânevi, Râmûz, I, 205.


6 İbn Mâce, Zühd 22, r. 4210; Bezzâr, Müsned, XII, 336, r. 6212; Ebû Ya'lâ, Müsned, VI, 330, r. 3656; Beyhaki, Şu'abu'l-îmân, IX, 12, r. 6186; Deylemî, el-Firdevs, II, 159, r. 2812; Münâvî, Feyzü'l-kadir, III, 413, r. 3817; Ali el-Muttaki, Kenzu'l-ummâl, III, 461, r. 7438; Gümüşhânevî, Râmûz, I, 202.


7 İbn Ebi'd-dünya, Mekârimü'l-ahlâk, s. 103, r. 329; Beyhakî, Şu'abu'l-îmân, X, 344, r. 7599; Münâvî, Feyzü'l-kadîr, IV, 195, r. 5001; Ali el-Muttakî, Kenzu'l-ummâl, III, 356, r. 6910. Bk. Ahmed b. Hanbel, VI, 159, r. 25259; Heysemî, Mecme'u'z-zevâid, VIII, 153, r. 13466.


8 Deylemî, el-Firdevs, 1, 343-4, r. 1373; Ebû Nuaym, Hilyetü'l-evliyâ, VII, 43, Ali el-Muttakî, Kenzu'l-ummâl, ll, 17, r. 5229; Gümüşhânevî, Râmûz, I, 139.



(Prof. Dr. M. Es'ad Coşan Hocaefendi'nin 05.02.1992 tarihinde Yalova'da bir aile eğitim programında yaptığı konuşmasından özetlenmiştir.)


Kaynak: İhyâu Ulûmid-Dîn'den Kesitlerle Güzel Ahlâk ( Nefsin Terbiyesi ve Ahlâkın Güzelleştirilmesi), İhyâ'dan Özetleyen: Cemaleddin el-Kâsımî, Server Yayınları, s. 14-19, 2. Baskı, İstanbul, 2018.

21 görüntüleme0 yorum