Hikmetle Devşirilen Sefer: İrfan

Bilmenin, olmanın ve kılmanın ancak ve ancak irfan ile mümkün olabileceğini dile getiren yazar, eserinde kadim geleneğin emanetçilerinden örneklerle bu bakışın nasıl mümkün kılınabileceğini detaylıca izah ediyor.

Bir Türkiye haritası çizmemi isteseler, sınırın bir ucunu Hoca Ahmet Yesevi'ye, diğer ucunu Gül Baba'ya uzatırdım. Çünkü hak rızası gözetilen her sefer, bizlere gönüllerde yer edinme fırsatı sunar. Bu seferler kılıçla olduğu kadar şiirle, sazla da düzenlenir. Böylece kalpten kalbe bir yol yapar, sınırlarımızı genişletiriz.


Savaş S. Barkçin de tıpkı bu örnekteki gibi, Anadolu tarifini günümüzdeki sınırlandırıcı anlamıyla değil, gönül mahalindeki kapsayıcı manasıyla kullanıyor. İmanın kalplerde saf ve katıksız bulunuşunu temsilen "Anadolu İrfanı" diye isimlendirdiğimiz aslında biziz, bizim irfanımız vurgusu yapıyor.


Hikmet Bulmak İstersen


Tasavvuf ve muhabbetin özümüzü oluşturduğunu, kimliğimizde yer edindiğini dile getiren Barkçin, bugün o mayayla yeniden yoğrulmanın mümkün olduğuna dair kapılar aralıyor. Aşık Paşa'lara, Yunus Emre'lere uzaktan bakıp kendi benliğinin eleğinde süzmeden okumak yerine, aynı ağacın dallarında bulunduğunu fark etmesini istiyor okurun. Dur diyor, halk ozanı diyerek tanımını iki paragrafa hapsettiğin isimler, hikmet nazarıyla etrafına rayihalar saçtı. Sinan bu bakış sebebiyle çizerken Selimiye'yi, işçisi aynı bakışla, besmeleler eşliğinde koydu tuğlasını. Böylelikle ortaya çıkan eserler, asırlar boyu sadakayı cariye olarak insanlara hizmet etmeye devam etti. Günümüzde inşa edilen yapılar ufacık bir sallantıda yerle bir olurken, ecdadın eserlerinin seneleri aşması, temellerinin ihlaslı bir muhabbet sırrıyla atılışından, irfanı yalnızca kitaplarda okumaktan ziyade yaşıyor oluşlarından sebepti belki de.


Bilmenin, olmanın ve kılmanın ancak ve ancak irfan ile mümkün olabileceğini dile getiren yazar, eserinde kadim geleneğin emanetçilerinden örneklerle bu bakışın nasıl mümkün kılınabileceğini detaylıca izah ediyor. Osmanlı'nın kuruluş dönemine şahitlik etmesi bakımından Aşık Paşa, imparatorluğun yıkılma döneminde yaşaması sebebiyle Şeyh Galip Dede, günümüze yakın bir zaman diliminde kırsalda hayat sürmüş olması hasebiyle de Aşık Veysel'le kitabı üç bölüme ayıran Barkçin, Mevlana'dan Neşet Ertaş'a birçok isme yer veriyor. Örneklerin çeşitliliğiyle yazar, irfan sezmek isteyenin yalnızca belli sularda kulaç atmak yerine deryaya açılabileceğini vurguluyor. Değil mi ki köpek cesedine bakınca güzel dişler gören bir peygamberin ümmetiyiz, hikmet bulmak istersen türküde de bulursun, mimaride de, diye sesleniyor.


Etimolojiye Temas Etmek


Medeniyet inşası bahsinde birçok kıymetli fikir insanımızın da değindiği üzere, etimoloji bir toplumun kültürünü anlamak için başvurulacak temel kaynaklardan. Savaş Barkçin de temas ettiği kelimelerin izahında etimolojiden fazlaca yararlanmış. Mefhumların asli anlamlarından koparak İslam medeniyetiyle ilişkisini nasıl kestiğini, sonrasında Batılı kavramlara yerini nasıl bıraktığını anlatmış. Çünkü isimlendirmek o varlığı tanımlamak, o varlıkla ilişki kurmaktır. Varlıkla ilişkimizi kendi bakışımız cihetiyle değil başkalarının perspektifiyle kurarak nasıl kendimiz olabilir, kendilik bilinciyle şekillenmiş eserler ortaya koyabiliriz? Bu durumda Yunus Emre'nin hikmetine halk şiiri, Dede Efendi'nin zikrine şarkı der, geçeriz. Deyip geçmemenin yoludur irfan. Arif nasıl olunur? Barkçin çok güzel açıklamış: “Kişi cahil olduğunu anladığında ona ilim kapısı, eksik olduğunu anladığında ise irfan kapısı açılır. Kısacası kişi, kendindeki kemalatı değil noksanı gördükçe arif olur."


Aynaya bakıp kendini görme ye niyet edenin gözü de açılır biiznillah...


Kaynak: İnce, İrem Nur, Hikmetle Devşirilen Sefer: İrfan, Okur Dergisi, s. 66, sayı 17, Ocak-Şubat 2021.

7 görüntüleme0 yorum