İdeal Veriniz, İdeal!



Bilirim, ideal ne verilir, ne de alınır. Kahraman, san’atkâr, filozof yapılı büyük adamlar, yani adamların en büyükleri, milletin ruh izbesinde saklı iştiyakı, bütün dolgunluğuyla kendi ruhunda duyar, fırlar, haykırır, yığının karanlık hamlesini aydınlatır ve şuurlandırırlar. İdeali olmayan millet yok; fakat idealinin farkında olmayan, neyi seveceğini şaşırdığı için dostunu düşmanından ayırmayan millet çoktur. Fikir ve heyecan plânında cephe buhranı, iman buhranı, ideal buhranı geçiren memleketlerde bütün bu tezatlar ve tereddütler korkunç bir ahlâk buhranı doğurur.

Nerede bir ahlâk buhranı varsa orada bir millî iman ve bir millî ideal buhranı vardır. Neye inanacaklarını şaşırmış nesiller, hayatın illetini de, gayesini de yine hayatın illetini de, gayesini de yine hayatın içinde aramaktan ve gününü gün etmeye çalışarak yalnız kendi keyifleri için yaşamaktan başka bir varlık felsefesine inanmaz olurlar. O memleketlerde ispirto, su gibi içilir; zina, bütün zekâ ve estetik zevklerini bastıran hâkim ve üstün bir heyecan kışkırtıcı haline gelir; kumar, her zengin evinde yeşil çuhasıyla postu serer; kadınlar arasında elmas ve süs yarışı alabildiğine kızışır, müthiş kıtlık günlerinde -bile!- eğlence yerleri dolup taşar; iltimas, rüşvet, hırsızlık, suiistimal resmî ve hususî hayatta -argoyu mazur görünüz- gırla gider.

Böyle milletlere ideal veriniz, ideal!

İdealden muradım, bir milletin cihan davasındaki işbölümünde hakiki rolünü ve cephesini hissederek şahlanmış bir kudret iradesiyle tek hedefe doğru bütün enerjilerini birleştirmesi, yekpare ve yekvücud olmaya doğru hamle etmesidir. Refah bir millî ideal değildir. Bundan apartman yaptırmak ve çalmak hırsı doğar. Bilakis millî ideal için refahın feda edilmesi lazımdır.

Milletlere ideal veriniz, ideal!

“Veriniz”den muradım, ruhların dibinde yatan ve uyuklayan müşterek (yani millî), sosyal (yani millî), ferdî isteklerden ve iştahlardan üstün (yani millî) temayülleri uyandırmak, şuura ve göz kamaştırıcı bir aydınlığa kavuşturmaktır. Kahraman, sanatkâr, filozof yapılı büyük adamlar, yani adamların en büyükleri buna memurdurlar.

İdeal veriniz, ideal!

Not: Bu yazı 15 Temmuz 1942 tarihinde Tasvir-i Efkâr gazetesinde yayımlanmıştır. Aslı gibi alınmıştır, imlâ hataları göz ardı edilmiştir.

Kaynak: Safa, Peyami, Eğitim Gençlik Üniversite, Ötüken Yay., 9. Baskı, İst., 2016.

7 görüntüleme
Join my mailing list