İmam Gazâli'nin Hz. Mûsâ ile Konuşması

Rûhül-Beyân müellifi İsmail Hakkı Bursevî Hazretleri Tâhâ sûresinin tefsirinde Râgıb el Isfahânî'nin el-Muhazarât isimli eserinden şöyle nakletmiştir:

Hizbü'l-Bahr sahibi İmâm Şazeli (k.s.) şöyle demiştir: "Mescid-i Aksa'da uzandım. Ve uykumda gördüm ki Mescid-i Aksâ'nın dışında haremin ortasında büyük bir çadır kurulmuş. Ve birçok insanlar bölük bölük içine girdiler ve ben dedim ki: 'Bu topluluk nedir?' Dediler ki: 'Bütün enbiyâ ve resuller, Hallac- Mansûr'dan sâdır olan edebe mugâyir bir hareket için Hz. Peygamber'in huzuruna şefaat dilemeye geldiler. Tahta baktım, gördüm ki Peygamberimiz onun üzerinde tek başına oturmaktadır. Ve Hazret-i İbrahim, Hazret-i İsâ, Hazret-i Mûsâ ve Hz. Nûh gibi diğer bütün peygamberler yere oturmuşlardı. Ne konuştuklarını dinlemek üzere durdum. Mûsâ (a.s.) Peygamberimize hitaben: 'Şüphesiz sen dedin ki 'Benim ümmetimin âlimleri İsrailoğullarının peygamberleri gibidir.' Öyleyse bize onlardan bir tane göster.' Bunun üzerine Peygamberimiz İmam Gazâlî'yi işaret etti. Mûsâ (a.s.) ona bir soru sordu, o ise ona on cevapla karşılık verdi. Bunun üzerin Mûsâ (a.s.) cevabın suâle mutabık olması gerektiğini ancak sorunun bir tane olduğunu söyleyerek itiraz etti. İmam Gazâlî dedi ki: 'Bu sana da yöneltilebilecek bir itirazdır. Zira sana 'Sağ elinde ne var?' (Tâhâ sûresi 17. ayet) diye sorulduğunda cevap asâm idi. Ancak sen birçok sıfat saydın.' Bunun üzerine Peygamberimiz tebessüm etti ve Hz. Mûsâ'ya dedi ki: 'Senin ümmetinin arasında bunun gibi bir âlim var mı?" Hz. Mûsâ cevaben: 'Vallahi yok.' Şazeli (k.s.) dedi ki: 'Efendimizin büyüklüğünü, kadrinin celâletini ve O'nun tahtta tek başına oturur iken Halîl ve Kelîm ve Rûh'un yerde oturmasını tefekkür ederken bir zât ayağı ile beni rahatsız edici bir şekilde dürttü. Bunun üzerine uyandım ve bir de baktım ki Mescid-i Aksâ'nin kandillerini uyandıran görevli bana şöyle dedi: 'Neye şaşırıyorsun? Zira hepsi onun nûrundan yaratıldılar.' Duyar duymaz baygın düştüm. Namazı kıldıktan sonra uyandım ve o görevliyi aradım. Bugüne kadar hâlâ bulamadım."*


Ek Bilgi


“Benim ümmetimin alimleri Benî İsrail'in peygamberleri gibidir.” manasına gelen hadisin sahih olup olmadığı konusunda alimler arasında ihtilaf vardır.


İbn Hacer, Sahavî, Suyutî gibi alimler “Bunun aslı yoktur.” derken, Fahreddin Râzî, İbn Kudame, Esnevî, Barizî, Yafiî, “hadisin sahih olduğuna” hükmetmişlerdir. Teftazanî, Ebu Bekir el-Mevsılî gibi bazı alimler de "lafzı hadis olarak sabit olmazsa da manası doğrudur", demişlerdir. (Gerek hadis metni gerek bu açıklamalar için bk. Aclunî, Keşfu’l-hafa, 2/64).**


Kaynak:

*Uğur, Abdullah, Nihayet Dergi, Sayı 53, Sayfa 18, Mayıs 2019.

**sorularlaislamiyet.com

3 görüntüleme
Join my mailing list