İyilik Ve Kötülük Arz Talep Meselesidir



Yaptığı iyiliğin karşılığını görmek isteyenler, bilsinler ki, iyiliği gösteren ekran her zaman karıncalıdır. Ve bu ekranın, onu düzeltebileceğimiz bir anteni ya da düğmesi yoktur. Yine de, ekmeğe zam geldi diye buğdaya kızmamak lazımdır. Yani, yaptığımız iyiliklerin karşılığını görmüyoruz diye iyiliğe küsmemeliyiz. Suçlu olan iyilik kavramı değil, insanlardır... (Dinimiz, kendi iyiliğimiz için iyilik yapmamızı ister.)

Bir de şu var: Bir insan, bize kötülük yaptığı zaman, yaptığı kötülüğü herkese anlatıyor, onun kötü biri olduğunu ilan ediyoruz. Fakat biri bize iyilik yaptığı zaman, bunu herkesten gizliyor, kimseye anlatmıyoruz. Çünkü kulağımıza şunu söylediler: Bir insandan iyilik (yardım) görmek, zayıflık belirtisidir. Oysa doğru olan tam tersidir: Bir insandan iyilik görmek, bizim iyi bir insan olduğumuzu gösterir.

Bizim iyiliğe yüklediğimiz anlam ne ise, insanlardan beklediğimiz de odur. Sözgelimi, üst kattaki komşumuzun gürültü yapması bizi rahatsız ediyorsa, o komşunun bize yapacağı en büyük iyilik, gürültü yapmamasıdır.

Kendi payıma, insanlardan beklediğim tek iyilik, herkesin iyi olmasıdır. Sözgelimi, birlikte dergi çıkardığım arkadaşlardan beklentim, bana iyi davranmaları veya benimle iyi geçinmeleri değil, işlerini iyi yapmalarıdır. Evet, budur.

İyilikten anladığım şey, kötülükten ne anladığımla da yakından ilgilidir. Mesela şahsıma iftira atan biri, bana değil, kendisine kötülük yapmış olur. Dolayısıyla, beni övenler de bana iyilik yapmış olmazlar.

İyi insanlara, iyi oldukları için nasıl kızamıyorsak, insanlara da kötü oldukları için kızmamalıyız. Hayır, "kötülük olacak ki, iyiliğin kıymetini bilelim" gibi klasik şeyler söyleyeceğim. Şunu söyleyeceğim: Adına iyilik ve kötülük dediğimiz şey, arz talep meselesidir.

Mesela bazı erkekler, kadınların açık saçık giyinmesinden şikayet ediyor. Oysa, erkeklerin büyük çoğunluğu kadınları nasıl görmek istiyorsa, kadınlar öyle giyiniyorlar. Dikkat ederseniz, kadınların arzu nesnesine dönüştüğü ya da yarı çıplak sunulduğu programlar izlenme rekorları kırıyor. Gazeteler de öyle. Dolayısıyla, açık giyiniyorlar diye kadınlara kızmak yerine, açık giyinmelerini istiyorlar diye erkeklere kızmalıyız.

Ayrıca bazen, iyilik adı altında yaptığımız şey de, karşı taraf için kötülük olabiliyor. Onun iyiliğini isterken, istemeden de olsa, ona zarar verebiliyor, kötülük edebiliyoruz. Sevgi bile, bazen yararlı olmayabiliyor.

İşte, birkaç gün önce yaşanmış acıklı bir örnek: Delikanlı, üç kızdan sonra doğduğu için, biraz rahat büyümüş. Çocuğu pek fazla sıkmamışlar, bir dediğini iki etmemişler. Haliyle, ortaya gevşek bir evlat çıkmış…

Ve bir akşam... Delikanlı, evimin önünde serseriyle kavga ediyor ve serserinin biri, elindeki bıçağı çocuğun göğsüne saplayıp kaçıyor.

Çığlıkları duyan annesi, bir atmaca gibi olay yerine yetişiyor ve "a yavrum, sana ne yaptılar" feryatları eşliğinde, evladının göğsündeki bıçağı çıkartıyor. Amacı, evladını yaşatmak, ona zarar veren bıçağı gövdesinden uzaklaştırmak...

Ve hastaneye gidiyorlar. Doktor, sadece şunu söylüyor: "Eğer bıçağı göğsünden çıkarmasaydınız, delikanlıyı yaşatırdık...

İşte böyle...

Kaynak: Tenekeci, İbrahim, Son Düzlük, Profil Kitap Yayınları, s. 35-36, 9. Baskı, İst., 2017.

7 görüntüleme
Join my mailing list