İslam Terakkiye Manidir

Vahye bağlı olarak gelişen İslam aklı, "her ne pahasına olursa olsun ilerlemenin" son derece yanlış bir şey olduğunu net şekilde savunur. Sadece ilerlemek adına kitle imha silahı üretemezsiniz mesela. Çünkü İslam'da amacınızın meşru olması asla yeterli değildir. Aynı zamanda kullandığınız aracın da meşru olması şartı vardır. Bugün kendisine "Müslüman" diyen pek çok insan ya da yapının "terakkiperver bir iştiha" ile hemen her aracı meşrulaştırdığını hayretle müşahede etmiyor muyuz? İslam aklı yerine pozitivist batı aklını kullanmaya bayılan bazı hocalar için vahiy sadece "kullanışlı bir malzeme" değilse nedir?

Memleketlisi Fransızlar tarafından filozof diye anılır, ancak dünyanın geri kalanında daha çok siyaset teorisi ile ilgili yazdıkları heyecan verici bulunmuştur. Ortalamanın epey üzerinde bir zekası olduğu su götürmez. Entelektüel birikiminin hayranlık verici olduğu da... Ernest Renan'dan söz ediyorum. Hani şu "İslam terakkiye manidir" sözünü söyleyen adamdan.


Namık Kemal başta olmak üzere Türkiye'de okur-yazarlar Renan'ın bu sözünü epeyce tartışmışlar, çürütmeye çalışmışlardır. Sonuç olarak Mehmet Akif dahil, görebildiğim kadarıyla İsmail Kara ile Dücane Cündioğlu dışında kimse "evet, adam haklı! İslam terakkiye manidir" dememiştir.


Hatta Kazım Karabekir'in anılarından okuduğumuz kadarıyla Fethi Okyar, Mahmud Esad, Tevfik Rüştü gibi dönemin siyasi aktörleri meclis kürsüsünden "İslam terakkiye manidir" fikrini savunmayı planlarlarken Karabekir onlara şiddetle karşı çıkmış, İslam'ın terakkiye engel teşkil etmeyeceğini delilleriyle ispat yoluna gitmiştir.


Terakki, Yani İlerleme Nedir?


Batı aklının büyülü bir şey olarak karşımıza çıkardığı, cancanlı bir paketle tüm dünyaya yedirmeye çalıştığı bir dolma. Sanayi devriminin önerdiği kapitalist düzene paralel olarak gelişen "ilerlemeyen, çılgın bir hızla gelişmeyen her şey kaybetmeye mahkumdur" fikri, niçin biz Müslümanlar için geçerli olsun ki?


Cündioğlu "İslam terakkiye elbette manidir. Çünkü bir Müslümanın aklı Hiroşima"yı, Nagazaki"yi, Holokost"u yapacak ilerlemeyi reddeder" derken son derece haklıdır.


Vahye bağlı olarak gelişen İslam aklı, "her ne pahasına olursa olsun ilerlemenin" son derece yanlış bir şey olduğunu net şekilde savunur. Sadece ilerlemek adına kitle imha silahı üretemezsiniz mesela. Çünkü İslam'da amacınızın meşru olması asla yeterli değildir. Aynı zamanda kullandığınız aracın da meşru olması şartı vardır. Bugün kendisine "Müslüman" diyen pek çok insan ya da yapının "terakkiperver bir iştiha" ile hemen her aracı meşrulaştırdığını hayretle müşahede etmiyor muyuz? İslam aklı yerine pozitivist batı aklını kullanmaya bayılan bazı hocalar için vahiy sadece "kullanışlı bir malzeme" değilse nedir?


İlke şu: Sadece ilerlemek ve gelişmek adına insan onurunu zedeleyecek, herhangi bir insanı zor durumda bırakacak, hatta onu işinden edecek bir işe imza atamazsınız. Osmanlı'ya matbaanın girişinin gecikmesinin (ne demekse artık) yazıcıların işsiz kalacak olduğu gerçeği ile yakından ilişkisi vardır misal. Aynı zamanda "kutsal olanın" çoğaltılmasının bir usul ve erkan dairesi içerisinde yapılması hassasiyeti ile de.


İbadethanelerini ve kamu binalarını son derece gelişmiş bir taş ustalığı ile inşa eden Osmanlı'nın, evlerini genellikle tahtadan yapıyor olmasını gelişmemişlik ile mi izah edelim yoksa dünyanın faniliğine olan inançla mı?


İslam aklı için kilit kelimelerden biri hiçbir zaman terakki olmamıştır. Bunun yerine "tekamül" yani "olgunlaşma, ikmal etme, tamamlama" önermektedir İslam aklı. İlk ağızda hatırlayalım: İslam medeniyetinde şerh kültürünün bu denli gelişmiş olmasını tekamül fikrine borçluyuz misal.


İlerleme fikri, aynı zamanda sabit kadem olmamayı, yani sürekli olarak gelenekle bağlarını kopararak gelişmeyi de içerir. Burada geleneği en geniş anlamda ele alır ve "bir anlam içerdiği için saygı duyduğumuz her şey" olarak tanımlarsak ilerlemeciliğin önerdiği tek şeyin "köksüzlük" olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz. İslam aklı tam da burada "dur bakalım bay ilerleme. Benim bir ayağımın sürekli vahiyde, yani kökte olması gerekir. Senin bana önerdiğin gelişim fikriyle işim olmaz" diyerek itiraz eder.


Tekamül yani olgunlaşma dedik. Tekamül için kendinize bir amaç belirleyebilirsiniz. Hatta bir yol da çizebilirsiniz. Ancak çizdiğiniz bu yolu amacınızdan daha çok önemseyemezsiniz. Ayrıca çizdiğiniz yolun ilerlemeci bir gelişim barındırması da kesinlikle gerekmez.


Tekamülün olmazsa olmaz iki şartı derinleşme ve gayrettir. Sahici bir derinleşme ve sahici bir gayret. Yani bugün dünya Müslümanlarının en çok ihtiyaç duyduğu iki kelime...


Ne diyordu Renan: "Senin terakki dediğin elinde tuttuğun akıllı telefonsa onun yeni modeli çoktan çıktı hacım."


Kaynak: Kılıçarslan, İsmail, Benim Meselem, Profil Kitap Yayınları, s. 77-79, 3. Baskı, Haziran 2017.

7 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
Join my mailing list