Ne Oldu Bize?

Modern hayatın dayatmacı mantığı, 28 Şubat süreciyle birlikte tüm toplumu etkilemeye devam ediyor. Fatma Karabıyık Barbarosoğlu İmaj ve Takva kitabında, çüslümanların kamusal alandaki değişen tutum ve davranışlarını tahlil ediyor. Müslümanların içinden geçtiği sıkıntılı süreci dikkatli bir gözle değerlendiren sosyolog Barbarosoğlu, kamusal alanda yaşanan sıkıntıları, takva ve fetva yönüyle değerlendiriyor. Modern hayatın, kadınlar üzerindeki baskısının mutsuz kadınları çoğalttığına işaret ediyor. Barbarosoğlu'na göre modern hayat, kadınlar için bir yük. Barbarosoğlu ile yaptığımız bu söyleşi, kadınların toplumsal alandaki yerini de ortaya koyuyor.

Moda kavramıyla Müslümanların ilişkisi nasıl başladı?


Osmanlı toplumuna modanın, bir kavram ve hayat tarzı olarak girmesi, İkinci Meşrutiyet dönemi ile başlar. Daha önce de kadınlar arasında yaygınlaşan giyim üslupları vardır. Fakat Tanzimat'tan itibaren başlamış olan, Avrupai tarzda döşenmiş evlerin içindeki kadınların batılı kadınlar gibi giyinmeleri, İkinci Meşrutiyet'ten sonra belirginlik kazanır. Sade İngiliz modasını mı, yoksa süslü Fransız modasını mı takip edelim yolundaki tartışmalar, İkinci Meşrutiyet'ten itibaren kadın dergilerinin ana konularından birini oluşturur. Bu tartışmalarda enteresan olan nokta şudur ki, kadın dergilerinin yazarları, kadınların sosyal hayatta (kamusal alan) yer almasını istedikleri için, çarşafın çalışma hayatına uygun olmamasından dolayı terk edilmesini savunmakta, fakat tesettüre riayet eden kıyafetlerin tasarlanması için, yarışmalar düzenlemektedirler.