O Kadar Hızlı Gittik Ki, Ruhlarımız Çok Çok Gerilerde Kaldı

Hakikat dile gelebilir miydi? Dilin sıkleti gerçekliği kaldırabilir miydi? Irmak anlatıların anlatıcılarının tedai zincirlerinin sağlamlığına bakıldığında, anlatı katmanlarının bir harp düzenindeymiş gibi olduğu, her şeyin yerli yerinde olduğu ve anlatıda bir aksamanın, bir kekeme dilin, bilinçte bir yarılmanın, bir kesik söylemin olmadığı görülüyordu.

...


Hızlılık modern zaman hastalığıdır. Yavaşlık ve insanın acelesinin olmamasıysa bir eski zaman hasleti. İnsanın hayatını çepeçevre sarmış bu acelecilik, hektiklik onun ruhunda onmaz yaralar açmaktadır. Flanörlerin Paris'te kaplumbağa temposu ile pasajları gezerken temaşalarından elde ettikleri gözlem ve o gözleme dayalı fikirler; ruhsuz bir şekilde bir yerden bir yere, her yerden her yere akan, adları yitik, yüzleri ve neredeyse artık gölgesi bile olmayan bir insan güruhunun yabancılaşmasına bıraktı yerini.