Osmanlı Tıbbının Altın Kuralı "Az Ye"

Az yemek bir yandan bizi hastalıklardan korurken bir yandan da sağlık kalitemizi artırmamıza yardımcı olur. Nihayet dergisinden Merve Akbaş'ın Prof. Dr. Ayten Altıntaş'la yapmış olduğu söyleşinin kısa bir bölümünü istifadenize sunuyoruz. İyi okumalar...

...


İklim, yani çevresel faktörler, bağışıklığımızı etkiler mi?


Kadim tıbba göre temiz hava ve yaşanan yerler bağışıklık sistemimizi çok etkiler. Eskiden bir topluluk yeni bir beldeye yerleşecekleri zaman mutlaka hekimlerden yardım alıp öyle yer seçerlermiş. Bu âdet dünyanın her yerinde böyle imiş. Bu nedenle daha çok dağlık yerleri tercih ederlerdi. Daha önce de söydediğim gibi rüzgârların insan bedenindeki etkisini çok iyi biliyorlardı. Özellikle kuzey ve doğudan esen rüzgârları tavsiye ederlerdi. Doğudan esen saba rüzgârı çok makbuldü. Güneş de çok önemli idi. Evler doğuya açılır, güneşin evin her yerine girmesine dikkat ederlerdi. Temiz akar suyun içilmesini tavsiye ederlerdi. Yani kaynaktan fışkıran suyun temiz yerlerden akarak içindeki maddeleri havalandırarak akmasını önemsiyorlardı. Osmanlı'da bir yere tayin edilen hekim altı ay oranın havası, suyu ve insanların yaşam şartlarını tanır sonra onlara hekimlik yapmaya başlarmış. O günkü hekimler bugünkü şartları görselerdi nasıl yaşadığımıza hayret ederlerdi sanırım.


Osmanlı tıbbına göre bağışıklığımızı kuvvetlendirmek için neler yapmamız gerekiyor?


Osmanlı tıbbının büyük bir kısmı hastalanmamak için yapılması gereken kurallar ayrılmıştır. Bunlar bağışıklık sistemimizi güçlendiren kurallardır. Bunların en başındaki altın kural "az ye" kuralıdır. İnsan yemek yedikten sonra vücudun birçok kuvvetleri o yemeğin hazmedilmesi için mideye doğru hareket eder. Ve yemek çok yenmişse beden çok uzun bir zaman bu gıdaları hazmetmek için büyük çaba gösterir. Bu sırada bağışıklık sistemimiz yavaşlar. Fazla gıdanın insan bedenindeki birçok zararını bildikleri için salgın hastalık sırasında ilk kural budur. Hafif, kolay hazmedilen yiyecekler yemek ve mümkünse en az miktarda yemek. Bağışıklık sistemimizin yavaşlamaması için çeşit gıdaları bir öğünde yememek, her öğünde bir çeşit gıda yemek de çok önemlidir. Karışık yemek, hazmı zor yiyecekler yemek, sık yemek yemek çok zararlıdır. Özellikle yemek yedikten sonra hazmetmeden üzerine bir başka şey yemek Osmanlı hekimlerinin deyişiyle cinayettir.


Bağışıklığımızı kuvvetlendirmemiz bugünkü tıbbın da istediği bir şeydir. Kadim hekimlere göre bunun çaresi şöyledir: Az ye, hazmetmeden başka şey yeme, tek bir çeşit ye, hafif gıdalar ye.


Vücudumuzu korumak için nasıl beslenmemiz gerekiyor? Hangi besinlere ağırlık vermeli, hangilerin den kaçınmalıyız? Mesela kaç öğün yemek yememiz gerekiyor?


Beslenmede özellikle söylememiz gereken ilaç niteliğindeki otlar, kökler, değişik bitkiler gıda değildir. Onlar ilaçtır ve hasta olduğumuz da alınmalıdır. Bu sebeple bedenin bilmediği, tanımadığı bitkiler, sebzeler, meyveleri yemeyelim. Bedenimiz onları tam hazmedemediğinden bağışıklığımız bozulur. Alışılan kadar öğün yenilebilir ama her öğünde çok az yemeli.


Ağır gıdalar tercih edilmemelidir. Yaşa ve alışkanlığa göre yemek seçilebilir ama herkes kendine ağır gelen gıdaları ve miktarları bilmeli, kendinin doktoru olmalıdır. Bedenimiz hazmetmekte zorluk çekiyorsa lütfen onu dinleyelim ve hafif yemeklerle midemize dolayısı ile bağışıklık sistemimize yardım edelim.


Kaynak: Ayten Altıntaş, Söyleşi: Merve Akbaş, Osmanlı Tıbbının Altın Kuralı "Az Ye", Nihayet Dergi, sayı 65, s. 80-81, Mayıs 2020

7 görüntüleme
Join my mailing list