Peygamber Efendimiz'in (sav) Rüyası

Yürüdük bir kan nehrine vardık. İçinde dikilmiş biri vardı, kenarda da önü taş yığılı biri duruyordu, içindeki, kenara yaklaşıp dışarı çıkmak istiyordu. Kenardaki onun ağzına taş atarak geri çeviriyordu, böylece azaba devam ediliyordu.

Peygamberimizin bir gün, her sabah namazından sonra yaptığı gibi, "Bu gece rüya göreniniz var mı?" dedi. Sahabe:


- Yoktur, dediler. Peygamber (s.a.v.):


- "Ben gördüm, iki kişi yanıma geldi, elimden tutup beni mukaddes toprağa götürdüler, ne göreyim biri oturur, biri ayakta, elindeki demir kancayı oturanın ağzına takıp ensesine kadar çekiyor.


Ağzı burnu parçalanıyor, diğer avurduna da böyle yapıyor, o zamana kadar öbür yanı bitişiyor. Ve böylece devam ediyor. Beni götürenlere, bu nedir? dedim. Onlar:


- Yürü, dediler. Yürüdük. Sırtüstü yatan bir erkeğin yanına geldik, başucunda biri duruyor, elindeki kayayı yatanın başına vurur ezer. Taş yuvarlanır o onu alıp gelinceye kadar ezik kafa düzelir.


Böylece yatana azap ederdi, kim bu dedim? Yürü dediler, yürüdük. Yukarısı dar, aşağısı geniş, altında ateş yanan fırın gibi bir deliğe vardık. Ateş yaklaşınca bir bölük insan deliğin ağzına kadar çıkıyor, alev hafifleyince aşağıya iniyorlar, onlar çıplak erkek ve kadınlardı.


Bunlar nedir? dedim. Onlar:


Yürüyünüz, dediler. Yürüdük bir kan nehrine vardık. İçinde dikilmiş biri vardı, kenarda da önü taş yığılı biri duruyordu, içindeki, kenara yaklaşıp dışarı çıkmak istiyordu. Kenardaki onun ağzına taş atarak geri çeviriyordu, böylece azaba devam ediliyordu.


- Bu nedir? dedim. Onlar:


- Yürüyün dediler. Yürüdük, yeşil bir ovaya vardık; orada büyük bir ağaç, dibinde bir ihtiyar, çevresinde çoluk çocuk, başka yabancı biri vardı ki önüne ateş yakmıştı. Arkadaşlarım beni o ağaca çıkardılar, ömrümde benzerini görmediğim güzel bir eve koydular, genç, çocuk, kadınlar vardı; bu evden alıp ağacın yukarısında bundan daha güzel bir eve koydular, burada, erkek, ihtiyar ve delikanlılar vardı. Onlara:


Beni bu kadar gezdirdiniz. Gördüğüm şeylerin sebebini söyleyin, dedim.


- Söyleyelim, dediler.


a) Kanca ile ağzı yırtılan dünyada yalan söyleyip yayanlardı.


b) Başı ezilen, Allah, Kur'an ihsan etmişken geceleri okuyup gündüz gereğini yapmıyanlardı.


c) Fırında gördüğümüz çıplaklar zina edenler ve fahişelerdi.


d) Kan nehrindekiler, faizle halkın kanını emenlerdi.


e) Ağaç altındaki ihtiyar zat İbrahim Peygamber, yanındakiler, insanların ergin olmadan ölen çocukları idi.


f) Ağaca yakın ateş yakan, cehennemi idare edendi.


g) Birinci ev imanlıların cennetteki evi, şu bulunduğumuz ikinci ev, şehitlerin durağıdır.


Ben Cebrail'im, arkadaş da Mikaildir. Yukarı bakınız, dediler. Bakınca beyaz bulut gibi bir köşk göründü. Bu da cennetteki senin yerindir, dediler.


Ben:


- Öyle ise bırakın oraya gireyim, dedim. Onlar:


- Daha geçirecek ömrünüz var, bitince teşrif edersiniz, dediler.


(Yazı aslı gibi alınmıştır, imlâ hataları göz ardı edilmiştir.)


Kaynak: Kaşeli, Ali Rıza, Dinî Hikâyeler Peygamber ve Allah Dostlarından İbretlik Kıssalar, Merve Yayınları, s. 24-26, İstanbul, 2016.

19 görüntüleme0 yorum
Join my mailing list