Sevap İşlediğini Sanmak

Allah'ı tanıyan kimse, O'ndan ümidini kesmez.

Nefsini tanıyan kimse, amelini beğenmez.

Rabbini tanıyan kimse, O'na sığınır.

Rabbini unutan kimse ise, kullara yanaşır.

Hayırlı ve sevaplı işlerin yapıldığı yerde bulunduğunda, oradaki insanlarla birlikte kendisinin de hayır işlediğini, sevap kazandığını ummak da nefsin aldatmacalarındandır.


Hâlbuki öylesi topluluklardaki insanlar, onun aralarında bulunması ve uğursuzluğu yüzünden hayra ve sevaba erişememiş olabilirler.


Nitekim geçmişteki büyüklerimizden birine sorulmuş:


Arafat'taki insanları nasıl buldun? O da şöyle cevap vermiş:


Vakfede öyle insanlar gördüm ki eğer aralarında ben olmasaydım, belki de Allah onların hepsini affederdi.


Kalpleri uyanık kişiler, kendilerini iyi değil de, işte böyle kötü ve günahkâr olarak görürler.


Çare


Kul, günahlarının affedildiğinden yüzde yüz emin olmamalıdır. Çünkü Yüce Allah onun günahlar işlediğini ve aykırı hareketlerde bulunduğunu her an görüp bilmektedir. O yüzden yapıp ettiklerinden hep utanması ve kendisi hakkında iyi zan değil de kötü zan beslemesi gerekir.


Nitekim Fudayl bin Iyaz kendi nefsine şöyle seslenirdi:


Affedilmiş olsam bile,

senin yüzünden yazıklar olsun bana!


Çünkü Fudayl bin Iyaz, Yüce Allah'ın kendisinin her yapıp ettiğini bildiğini ve görüp gözettiğini hiçbir zaman aklından çıkarmıyordu.


Ebu Bekir-i Dükkî hazretleri buyururlar:


Allah'ı tanıyan kimse, O'ndan ümidini kesmez.

Nefsini tanıyan kimse, amelini beğenmez.

Rabbini tanıyan kimse, O'na sığınır.

Rabbini unutan kimse ise, kullara yanaşır.


Kaynak: Sülemî, Çeviri: Cemal Aydın, Ruhun Hastalıkları ve Çareleri, Sufi Kitap, s. 27-28, 5. Baskı, Mart 2020.

7 görüntüleme
Join my mailing list