Tarım ve Gıda Savunma Sanayii Kadar Mühim

"Türkiye'nin iç tüketimine yetecek buğday stoku depolarımızda mevcut olduğundan un sanayi sektöründe hammadde kaynaklı bir darboğaz yaşanmayacak. Türkiye'nin buğday üretim kapasitesi Türkiye'nin ihtiyacının iki katından fazla."

Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) ve Dünya Gıda Programı (WFP), G20 Tarım Bakanları Olağanüstü Sanal Toplantısı'nın ardından ortak bir açıklama yaptı. Açıklamada, Kovid-19 salgınının gıda güvenli ile beslenme de dahil olmak üzere derin sosyal ve ekonomik sonuçlara neden olduğuna işaret edildi. Salgının tüm gıda sistemini etkilediğinin belirtildiği açıklamada, "Ülkeler içinde ve arasındaki hareket kısıtlamaları gıdayla ilgili lojistik hizmetleri engelleyebilir, tüm gıda tedarik zincirlerini bozabilir ve gıdaların teminini etkileyebilir" değerlendirmesinde bulunuldu. Açıklamada, salgının gıda güvenliğini ve beslenmeyi tehdit etmediğinden emin olmak, gelecekteki şoklara karşı dayanıklılığı artırmak için kolektif bir harekete ihtiyaç olduğu vurgulandı.


Kovid-19 salgını nedeniyle benzeri görülmemiş bir süreçten geçildiğine dikkat çeken Dünya Bankası Kalkınma Politikası ve Ortaklıklar Genel Müdürü Mari Pangestu'nun endişesi ise ihracat kısıtlamaları ve ithalat engelleri. Kovid-19 salgınının gıda sektörüne etkisine değinen Pangestu, "Büyük endişe veren etkilerinden biri, gıda ithalatı için döviz gelirlerinin düşmesi, gıda ihracatındaki kısıtlamalardan dolayı gıda arzına yönelik tehditlerin artması ve tedarik zincirinin bozulması nedeniyle en yoksul ve kırılgan ülkelerin gıda güvensizliği tehdidiyle karşı karşıya olmasıdır" diye kaygı belirtiyor.


TÜRKİYE EKİM MEVSİMİNİ KAÇIRMADI


Hal böyleyken Plat Derneği Başkanı M. Ömer Ozer, "Dünyanın birçok ülkesinde ve Avrupa'da tüketiciye 'stokta ürün kalmadı denilirken, Türk sanayicisinin ve fabrikalarımızın bu dönemde en çok ihtiyaç duyulan ürünleri üretmek için fedakarca çalışmaları sayesinde ülkemizde bu oran yüzde 1.1 seviyelerinde kaldı" diye açıklama yaptı. Bununla beraber Kovid-19 salgını nispeten uzun vadeye doğru gidiyor. Sağlık önlemleri çerçevesinde sokağa çıkma yasağı, üretimi etkiliyor. Sanayi üretimi bir şekilde idame edilebiliyor. Aynen maske kapasitenin ihtiyacı karşılayacak şekilde anında tüm sanayiciler tarafından üretilmesi gibi telafi edilebilir. Mal ve hizmetlerin tedariki için ithalat yoluna da gidilebilir ancak şu var ki, tüm ülkelerin ortak kaygısı, tarımsal ürün ve gıda tedariki. Çünkü tarım sektörünün mevsimlik bir karakteri var. Sera üretimleri bir yana endüstriye konu tarımsal ürünler yılda bir kez, mevsiminde ekilip hasat ediliyor. Oysa, salgına karşı alınan önlemler, mutlak bir hassasiyet gerektirince çiftçi tarlalara gidemez duruma geldi. Tarımın ve dolayısıyla gıda tedarikinin de bir yılı riske girmiş oldu. İşte kaygı verici durum buydu. Bu noktada Tarım ve Orman Bakanlığı Türkiye'de gıda arz güvenliğinde sıkıntı yok" mesajı verdi.


Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye'de gıda arz güvenliğinde bir sıkıntı olmadığını belirterek, "Ülkemizde ilk yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakası görülmeden önce bazı adımlar attık. Bunlardan en önemlisi, perakende zincirlerini ileride yaşanabilecek olası sıkıntılara hazır olmaları konusunda yönlendirme çizdi. Bu sayede marketlerimizin stokları iyi ve rafları dolu durumda" bilgisini verdi.


"TARIM, SAVUNMA SANAYİ KADAR ÖNEMLİ"


Pakdemirli hasat mevsiminde rekolteleri etkilemeyecek sonucu da Antalya tarım orman sektör temsilcileriyle gerçekleştirdiği video konferansta dile getirdi, "Bu hastalık bittiği zaman, nasıl bir tablo ile karşılacağımızı net bir biçimde bilmiyoruz. Fakat bazı öngörülerimize bağlı olarak, planlarımızı yapıyor, tedbirlerimizi almaya devam ediyoruz" açıklaması yaptı. Pakdemirli'nin bu konuşmasında dikkat çeken yorumu, tarımın savunma sanayi kadar önemli olduğuydu. Bakan Pakdemirli "Onun için destekleme ödemelerini, 2019 yılına göre yüzde 36 artırarak, 22 milyar liraya çıkardık ve bakanlığımız 2020 yılı bütçesinin yüzde 54,6'sını tarımsal desteklemelere ayırdık. Hep söylediğimiz gibi Tarım, savunma sanayii kadar önemli, çünkü Kovid-19'la top ve tüfekle savaşılmıyor, ilaç ile savaşılıyor, bağışıklık ile savaşılıyor, gıda ile savaşılıyor. İnsanımızın bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek için, kaliteli ve sağlıklı gıdaya her durumda ulaşabiliyor olması gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.


Bakanlık ayrıca, tarımsal alanlarda çalışan çiftçilerin sağlıkları konusunda da önlemler aldı. Öncelikle ortak yararlanılan tarımsal alet ve makinelerin koruyucu eldiven ve maske takılmadan kullanılmaması önerildi. Mevsimlik işçilerin, çalışacakları bölgeye gelmeden önce sağlık taramasından geçirilmesi, konaklayacakları yerlerin dezenfekte edilmesi istendi. Bu Avrupa'nın en büyük tarım ülkeleri olan İspanya, Fransa, Hollanda ve İtalya'nın yaşadığı, "hasat yapacak tarım işçisi" bulamama sorununa karşı ciddi bir önlem olarak, ülkemize özgü önlem olarak dikkat çekiyor. Bu ülkeler salgın nedeniyle, Doğu Avrupalı ve Kuzey Afrikalı tarım işçilerini çalıştıramaz durumdalar. Bu da aslında Türkiye'ye tarımsal ürün ihracatı açısından önemli bir fırsata işaret ediyor. Türkiye'nin en önemli tarımsal üretim merkezlerinden Çukurova bölgesini ve tarım sektörünü çok iyi tanıyan gazeteci Mehmet Uluğtürkan, "Tüm Avrupa'ya saatler içerisinde hava kargosuyla limondan çileğe, meyveden sebzeye her türlü ürünü ihraç edebiliriz. Bu yıl turizmden ve ihracattan kaybedeceğimiz geliri Çukurova tarımsal ürün ihracatı ile geri kazanabilir" görüşünü dile getiriyor.


SALGIN TARIMIN ÖNEMİNİ ORTAYA KOYDU


Ege İhracatçı Birlikleri (EIB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi de "Korona virüs ile tarımın ne kadar önemli olduğunu sadece bizler değil, diğer ülkeler de anlamış durumda. Hatta bizim ihracatımızda artı veren tek ihracat kalemi tarım ihracatıdır. Bu açıdan gelecekte tarıma daha çok önem vermemiz gerekkir" diye belirtiyor.


Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) İzmir Şubesi tarafindan düzenlenen ve Zoom uygulaması üzerinden gerçekleştirilen online basın toplantısında konuşan Jak Eskinazi, salgın sonrası hükümetlerin tüm politikalarını gözden geçireceğini belirterek, "Bizim de tarım politikalarımızın gözden geçirilip tarımda yine ön plana çıkan bir ülke olmamız için gerekli adımlar hızla atılacaktır. Salgında şunu da gördük ki, Türkiye gıda konusunda diğer ülkelere göre çok daha iyi bir konumda. Fakat salgın sürecinde yurt içinde ihtiyaç duyulan bazı ürünlere karşı ihracata yönelik kısıtlamalar gelebilir" diye uyarıda bulunuyor.


Yeri gelmişken son ihracat verilerini de hatırlatalım. Tüm dünyayı etkileyen salgın nedeniyle Türkiye'nin ihracatı Mart ayında yüzde 17'lik düşüşle 13 milyar 426 milyon dolar oldu. 1 Ocak-19 Nisan döneminde ise Türkiye'nin ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12 azalarak 44 milyar 235 milyon dolara geriledi. Nisan ayının ilk 19 gününde Türkiye'nin ihracatı yüzde 47'lik düşüşle 4,9 milyar dolar olarak gerçekleşti.


UN SANAYİİNDE HAMMADDE KAYNAKLI SIKINTI OLMAYACAK


Gıda tedariğinde en önemli kalemi hububat oluşturuyor. Son 7 yıldır dünyada un ihracat şampiyonu olan Türkiye, 2019 yılını 3.4 milyon ton ihracatla kapattı ve 1,1 milyar dolar gelir elde etti. Kovid-19 salgını sürecinde, Avrasya Ekonomik Birliği (EAEU), 1 Nisan 2020 itibariyle tahıl, un, soya fasulyesi ve ayçiçeği ürünlerinin ihracat tını yasaklama kararı aldı. Uluslararası Un Sanayicileri ve Hububatçılar Birliği Avrasya Başkanı Eren Günhan Ulusoy, gelen yasağın buğdayı kapsamadığını bu nedenle Türkiye'nin Avrasya ülkelerine dış ticaretinin sürdüğünü söylüyor. Bununla beraber Kovid-19 salgınının ülkemizde etkisini göstermeye başlamasıyla birlikte tüketici tarafında buğday ununda ani talep artışı yaşandığını hatırlatan Ulusoy, "Türkiye'nin iç tüketimine yetecek buğday stoku depolarımızda mevcut olduğundan un sanayi sektöründe hammadde kaynaklı bir darboğaz yaşanmayacak. Türkiye'nin üretim kapasitesi Türkiye'nin ihtiyacının iki katından fazla. Perakendede yüzde 5'lik un tüketiliyor, gelen ani ta lep üzerinden bu yüzde 10-12'lere çıktı ancak ilerleyen zaman içerisinde düşme eğilimiyle yüzde 7-8'lere gerileyeceğini düşünüyoruz" diye belirtiyor. Türkiye yıllık 160 kilogram kişi başına un tüketimiyle, dünyada en çok un tüketen ülkelerin başında geliyor.


GIDA VE İÇECEKTE AYLARCA YETECEK STOK MEVCUT


Bu arada, hafta sonları uygulanan sokağa çıkma yasağının kimseyi endişelendirmemesi gerektiğini belirten Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Duruk, "Gıda ve içecekte üretim ve dağıtım faaliyetleri hafta içi tüm hızıyla sürüyor. Türkiye'nin gıda ve içecekte en az 6 aylık stoku var" diye konuştu. Evde kalınan uzadıkça tüketicilerin aldığı ürünlerin farklılık gösterebildiğini dile getiren Duruk, ilk başlarda sadece un, makarna, sıvı yağ gibi temel tüketim maddeleri ile temizlik ürünleri tercih edilirken, zamanla alınan şeylerin farklılaştığını söyledi.


Salgının gıda, tarım ve hayvancılığın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdiğinin altını çizen Mahmut Durak, herhangi bir tarımsal üründe arzın yüzde 10 eksilmesinin fiyata yüzde 50 artış olarak yansıdığı gerçeğinden hareket ederek, salgın kontrol altına alındığı andan itibaren çok acil milli tarım politikası oluşturulması gerektiğini belirtiyor.


EKİLİŞLER ARTIŞA İŞARET EDİYOR


Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal da "Meteorolojik bir problem olmazsa haziranda Türkiye'yi 20 milyon tonluk buğday rekoltesi yani ciddi bir üretim bekliyor. Dolayısıyla ürüne zam gelmesi ve fiyatın değişmesi için herhangi bir neden yok" diye güvence veriyor. TMO, nisan ve mayıs aylarında meteorolojik anlamda beklenmedik bir durum söz konusu olmazsa buğday, arpa ve kırmızı mercimek rekoltesinin geçen yıla göre daha yüksek olacağını öngörü yor. Hububatta ekilişler, makarnalık buğdayda yüzde 10 ve arpada yüzde 5-6 civarında artış gösterdi. Kırmızı mercimek ekilişlerinde de geçen yıla göre yüzde 20 artış bekleniyor.


Turkiye Tohumcular Birliği (TÜRK-TOB) Yönetim Kurulu Başkanı Savaş Akcan da Kovid-19 salgını nedeniyle tohum ithalatında ortaya çıkan sorunların yerli tohum üreticileri için bir şans olduğunu belirterek, "Bu süreçte verilen tohum desteğiyle beraber, üreticilerimiz yerli ve milli tohumlarımızı daha çok kullanacak. Çiftçiler, bizim ürettiğimiz tohumların da en az ithal edilen tohumlar kadar verimli ve kaliteli olduğunu görunce ithal tohumdan uzaklaşacak" açıklamasında bulundu.


GIDA SANAYİNİ ZORLU BİR DÖNEM BEKLİYOR


Gıda sisteminde lojistik, muhafaza, perakende, çiftçi, işleme gibi paydaşlar var. Herhangi bir unsurun sorunu, tüm sistemi aksatabiliyor. Bu nedenle bundan sonra çıkabilecek ve yaygınlaşacak salgınların tarımı ciddi etkileme potansiyeli olduğu dikkate alınmalı. Birleşmiş Milletler Türkiye Ofisi Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Temsilci Yardımcılığı görevini yürüten Ayşegül Selışık, TGDF Akademi için "Dünya Tarihi Nereye Gidiyor?" başlıklı sunumunda, Kovid-19 krizi nedeniyle gıda sanayiini zorlu bir dönemin beklediğini söyledi. Türkiye'nin tarım alanlarının son 15 yılda yüzde 12 azaldığını, bunun bir kısmının verim artışı ile telafi edildiğini ifade eden Selışık; "Ülkedeki çiftçi sayısı son 10 yılda yüzde 38 azaldı. 2011'den sonra bu düşüş daha da hızlandı. Tarım Şurası ile bu problemleri çözmeye yönelik tarımsal bazı hedefler belirlendi" diye konuştu. Türkiye'nin dünyanın en büyük 7. tarım üreticisi olduğunu söyleyen Selışık, "Küresel dalgalanmalardan etkilenmemiz güçlü bir olasılık. Ancak gIda arzı ve güvenliğinde kısa ve orta vadede bir sıkıntı beklenmiyor. Türkiye Avrupa, Ortadoğu, Avrasya ve Orta Asya'nın en büyük gıda tedarikçilerinden biri. Nakliye yolları tıkanırsa üretici de olumsuz etkilenecek. Bitkisel üretim üzerinde şu anda gözle görülür bir etki yok. 2020 küresel tahıl üretimi beklentileri genel anlamda olumlu seyrediyor. Hayvansal üretim üzerinde bir etki söz konusu olabilir, ancak durum henüz netleşmiş değil" diye uyarıyor.


Kaynak: Doğan, Mehmet Ali, Tarım ve Gıda Savunma Sanayii Kadar Önemli, Z Raporu Dergisi, s. 52-55, sayı 12, Mayıs 2020

4 görüntüleme
Join my mailing list