Vitrin Çağı ve Cilalı İmaj Devri

Şunun özellikle altını çizmek istiyoruz. Ne elma kötüdür, ne de ıspanak. Kötü olan çıktığın tohumdan (bilinçaltında) utanç duyman ve kendini olmadığın biri olarak maskelemendir. Elmanın kendini ıspanak olarak takdim edip, sebze olarak arz-ı endam etmesi şizofrenik bir durumdur.

Vitrin, Fransızca kökenli bir kelime. İçine konan şeylerin görünmesi için yapılmış camlı dolap. Hani şu evlerde kullanılmaya kıyılamayan fincanların, gümüşlerin yahut çerçeveletilmiş fotoğrafların da bazen içinde bulunduğu, neredeyse her evin olmazsa olmazı. Diğer bir anlamı da bir dükkân veya mağazanın, dışarıdan camla ayrılan ve mal sergilemek için kullanılan yeri.


Vitrin, içerideki malların en iddialılarının, en güzellerinin, en yenilerinin durduğu, adeta dükkân ve mağazaların içinde bulunanların küçük bir özeti bizim için; ana fikri. Kasap dükkanında çengelde asılı et, giyim mağazasında takım elbise bulunması gibi.


Üretim ve tüketim alışkanlıklarımız değiştiği gibi, diğer bir deyişle hayatımız değiştiği gibi, vitrinlerimiz de, vitrin algımız da değişti. Misallendirelim. Örneğin, genç yetenekli bir futbolcu için, bir Avrupa müsabakası onun vitrine çıkacağı, kendini daha fazla göstere bileceği bir zemin