Yalnız Kur'an ile Amel Etmek, Sünneti Reddetmek Peygamberimiz Tarafından Kınanmıştır

Kur'ân-ı Kerîm'de pek çok yerde, Allahu Teâlâ; “Namaz kılın, namaz kılın, namaz kılın." demiş, bizlere emir buyurmuş! O namazın nasıl kılınacağını Resûlullah, hayatı boyunca bize gösterdi: "Abdest alın!" demiş, abdestin nasıl alınacağını Resûlullah'tan öğrendik. "Zekât verin!" dedi. Zekâtın ölçüsünü, şeklini, kimlere verileceğini, teferruatını, hep Resûlullah'tan öğrendik.

Sizden biriniz muhtemeldir ki beni yalanlayacak, koltuğuna yaslanmış olduğu halde benden bir hadis-i şerif kendisine ulaşıyor da diyor ki; "Resûlullah bunu söylemez, söylememiştir; sen bunu bırak Kur'an'da ne varsa ona uy!"*


Asâ ehadüküm en yükezzibenî. "Sizden biriniz muhtemeldir ki belki beni yalanlayacak!" Böyle bir ihtimal var, sakın öyle yapmayın.


Ve hüve müttekiün alâ erîketihî. “Koltuğuna yaslanmış, göbeği kocaman; keyfi, rahatı yerinde, karnı tok, sırtı, ensesi kalın!" Yeblüğu'l-hadîsü annî. “Benden bir hadis-i şerîf kendisine vâsıl oluyor."


"Resûlullah Efendimiz şöyle buyurdu, şöyle hareket et..." gibi Peygamber Efendimiz'in bir sözü ona vâsıl oluyor da...


Fe-yekûlü. "O zaman diyor ki." Mâ kâle zâ resûlullâhi da' hâzâ ve hâti mâ fi'l-Kur'âni. "Resûlullah bunu söylemez, söylememiştir, söylemedi, Resûlullah böyle demedi. Sen bunu bırak, Kur'an'da ne varsa ona uy!”


Kur'an'ın lafı öne sürülünce insan bir korkar, çekinir; "Kur'an'da ne varsa kabulümdür!" der. "Bak adam müslüman; Kur'an'da ne varsa onu yapalım.' diyor. Pekâlâ, öyle yapmak iyi değil mi?" deyiverir; bu çok büyük bir yanlış!


Peygamber Efendimiz; "Sakın biriniz böyle yapmasın!" diyor ve öyle yapan kimsenin vurdumduymazlığına, dinî bakımdan gamsızlığına, âhiret azabından, ikâbından korkmayan bir kimse olduğuna işaret ediyor.


Çünkü koltuğa veya tahtına yaslanmış; bu kimse rahat bir kimse. Sözde, îmâda; onun bir gamsızlığı, dinî şeylere aldırmazlığı, mübâlâtsızlığı var. Bu söz yanlış!


Dikkat edin, gözünüzü açın, aklınızı başınıza devşirin ki bana Allah kitap ve onun gibisini gönderdi! Dikkat edin, gözünüzü açın ki mümkündür! Tahtına, koltuğuna yaslanmış, karnı tok bir adam size; "Bu Kur'an'a sımsıkı sarılın, size bu Kur'an yeter. Kur'an'da ne helâl varsa onu yapın! İçinde ne haram varsa onu yapmayın!” der.**


Elâ innî ûtîtü'l-kitab. "Allah bana Kur'ân-ı Kerim gönderdi!" Ve mislühû. "Ve onun gibisini gönderdi!"


Kur'an'ı gönderdi ve onun yanında bir de onun mislini, benzerini gönderdi.


Elâ yûşikü racülün şeb'ânü. "Dikkat edin, gözünüzü açın ki mümkündür!" Alâ erîketihî. "Tahtına, koltuğuna yaslanmış, karnı tok." Yekûlü aleyküm bi-hâze'l-Kur'ân. "Bu Kur'an'a sımsıkı sanlın, size bu Kur'an yeter." Fe-mâ vecedtüm fîhi min halâlin fe-ahillûhü. "Kur'an'da ne helâl varsa onu yapın!" Ve mâ vecedtüm fîhi min harâmin fe-harrimûhü. "İçinde ne haram varsa onu yapmayın!"


Resûlullah Efendimiz hadîs-i şerîflerinde de Allahu Teâlâ hazretlerinin rızasına uygun olarak, vahy-i gayr-i metluv olarak emirler ve yasaklarda bulunmuştur. Hadîs-i şerîfleri bırakmak; "dini tahrip etmek, Resûlullah'ı bir kenara atmak" demektir!


Resûlullah Efendimiz neden geldi? Allahu Teâlâ hazretleri Kur'ân-ı Kerîm'i indirirdi, herkes okurdu; biterdi. Resûlullah Efendimiz hayatı boyunca mücessemdir, Kur'ân-ı Kerîm'in tefsiri Resûlullah'tır, Resûlullah'ın hadîs-i şerifleridir!


Eğer bizim elimizde sadece Kur'ân-ı Kerîm olsaydı namazın kaç vakit olduğunu nasıl bilirdik? Kur'ân-ı Kerîm'de namazın kaç rekât olduğu dahi yazılı değil!


Neden?


Kur'ân-ı Kerîm anayasa gibi! Anayasa'da trafik cezası var mı, "İnsan hatalı sollarsa beş yüz lira para cezası yazılır!" diye söyler mi? Anayasa, hiç işi yok da trafikteki beş yüz lira cezayla mi ilgilenecek?


Kur'ân-ı Kerîm'de pek çok yerde, Allahu Teâlâ; “Namaz kılın, namaz kılın, namaz kılın." demiş, bizlere emir buyurmuş! O namazın nasıl kılınacağını Resûlullah, hayatı boyunca bize gösterdi: "Abdest alın!" demiş, abdestin nasıl alınacağını Resûlullah'tan öğrendik. "Zekât verin!" dedi. Zekâtın ölçüsünü, şeklini, kimlere verileceğini, teferruatını, hep Resûlullah'tan öğrendik.


Bazı kurnazlar; "Al Kur'an'ı, bırak başka şeyi!" diyorlar. Dinin sağlam mâlumatını bir kenara attırmak istiyorlar.


Bunu kim yapıyor?


Avrupalı müsteşrikler, Avrupalı şarkiyatçılar, Avrupalı papaz bozuntuları!


Onların işleri güçleri hadis-i şerîfi devreden çıkarmaya çalışmaktır! Hadis-i şerîf olmasa ne rahat edecekler! O zaman müslümanların hepsini aldatabilirler.


Mesela; "Kadın erkek beraber oturabilir, içki içer, kumar oynar..." der, herkesi kandırmaya müsait görür. Çünkü anayasada teferruat olmadığı için aldatabilir ama hadis-i şerîf müslümanı müslüman yapıyor! Her türlü bilgiyi ince ince tarif ediyor. Diş fırçalamaktan tırnak kesmeye kadar her şeyimizi Resûlullah'ın hadisine borçluyuz.


Bizi müslüman ümmeti yapan, İslâm milleti yapan Resûlullah'ın sünnetidir. Bu sünneti kaldırdın mı bizim başkalarıyla farkımız kalmaz, ferimiz kalmaz, özelliğimiz kalmaz; iş gider!


Peygamber Efendimiz bu hadis-i şerîfinde bazı koca karınlı, karnı tok, sırtı pek, rahat adamların hadis-i şerîfe hücum edeceğini önceden bildiriyor: "Sakın onlara inanmayın, benim sünnetime sarılın!" diyor. "Benim sünnetime sarılın!" dediği pek çok hadis-i şerîf var.


Bir insan lâ ilâhe illallah derse yetmez; lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah diyecek, Resûlullah Efendimiz'in peygamberliğini de kabul edecek!


"Ben Kur'an'ı tanırım başka bir şey tanımam!"


Bu söz güzel gibi görünüyor ama güzel değil! Kur'an'ı da tanıyacaksın hadisi de tanıyacaksın.


Kur'an'ı sana kim getirdi?


Kur'ân-ı Kerîm'i de sana tebliğ eden Allah'ın Resûlü, Peygamberimiz, Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hakkında Kur'ân-ı Kerîm'de yine şöyle buyuruluyor:


"Resûlullah hevâ-i nefsinden, nefsanî, boş, bâtıl şeyler söylemez. Onun söylediği her şey vahyedilmiş şeylerdir!"***


Vahyi ikiye ayırıyorlar:


1. Vahy-i metluv: Kur'ân-ı Kerîm'in âyetleri.


2. Vahy-i gayr-i metluv: Bu da Resûlullah'a, Allahu Teâlâ hazretlerinin ilham ettiği şeylerdir.


Allah'ın bir evliyâsı bile sabahleyin kalktığı zaman; "Filanca yere gideyim..." diyor da Allah'ın bir ilhamıyla oraya gidiyor, ora da nice hikmetli işler oluyor.


Resûlullah'ın her işi tesadüf mü?


Resûlullah; Allah'ın Resûlü, her şeyinde bir hikmet var. Elini kaldırışında, gözünü süzüşünde, gülüşünde, bakışında hikmet var. Sen Resûlullah'ı bir tarafa çıkaracaksın, ondan sonra "Müslümanım!" diyeceksin. Öyle şey olur mu?


Hadîs-i şerîfi kaldırmak İslâmiyet'in derisini yüzmek gibidir! Balığı veyahut insanı diri diri yüz, sonra "Yaşa!" de!


"Bir kimse ben Kur'an'ı tanırım, Kur'an'dan başka bir şey tanımam!" derse bu hadis-i şerifi unutmayın! Bu hadis-i şerife çok dikkat edin!


Resûlullah'a öyle bağlanın, sünnet-i seniyyesine öyle bakın. Şimdi bazıları burnunu havaya kaldırıyor; "Kur'ân-ı Kerîm var!" diyor, hadîs-i şerîfi bir tarafa bırakmaya çalışıyor.


Allahu Teâlâ hazretleri Kur'ân-ı Kerîm'i, hadis-i şerifi, sünnet-i seniyyeyi birbirinden ayırmamıza müsaade etmiyor. Kur'ân-ı Kerîm müsaade etmiyor! Bu ne gaflettir!


Bizim hayatımız ne ile teşekkül ediyor? Bizim örfümüz âdetimiz ne ile teşekkül etmiş? Biz niçin bayramda kandilde kandil simidi yaparız, niçin minarelerde ışıklar yanar? Niçin büyüklerimizin elini öperiz, niçin dargınlar barışır?


Hepsi dinîdir, hepsi hadistir, hepsi Resûlullah'ın tavsiyesidir, hepsi sünnettir.


Çekip alırsan ortada millet kalmaz.


Biz dinimizi iyi öğrensek, Efendimiz bize hiç bildirmemiş şey bırakmamış. Her şeyi bildirmiş. Biz o nasihatleri tam öğrensek, hadîs-i şerîfleri tam okusak tam müslüman olacağız.


"Ben Kur'ân-ı Kerîm'i okurum, başka bir şeye karışmam."


Anlayamazsın, detayı öğrenemezsin, işin inceliğini bilemezsin. Peygamber Efendimiz'in söylediği şeyler Kur'ân-ı Kerim'de teferruat olarak yok. Bunlar Peygamber Efendimiz'in nasihatleri arasında var.


"Efendim Kur'ân-ı Kerîm okurum, başka şeye karışmam."


Başka şeye karışmazsan olur mu?


Peygamber Efendimiz'e Kur'ân-ı Kerîm geldi ama Peygamber Efendimiz'in sahabesi nasıl müslüman oldular?


Hem Kur'ân-ı Kerîm okudular hem Peygamber Efendimiz'in nasihatini tuttular. Hem Kur'ân-ı Kerîm var, hem Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesi var. Müslümanlar ondan müstağnî kaldı mı İslâm'ı iyi öğrenemiyorlar.


Niçin söylüyorsun bu herkesin bildiği apâşikâr gerçeği?


Evet, herkesin bildiği apâşikâr gerçek ama ne sebeple ise düşmanlar mı kışkırtıyor, şeytan mı aldatıyor, nasıl oluyorsa birtakım insanlar işte böyle inat ediyorlar;


"Ben Kur'an'ı bilirim, Kur'an'dan başka bir şey anlamam.


Kur'an'ı seviyormuş gibi sanıyorsun ama cahilce bir söz! Peygamber Efendimiz'in hayatı ve hadîs-i şerîfleri Kur'an'ın tefsiridir.


Kur'an'ı en iyi kim biliyordu?


Peygamber Efendimiz biliyordu.


Kur'an'ın en güzel açıklaması kimdendir?


Hadîs-i şerîflerdendir.


Onun için bazı alimler; et-tefsîru bi'l-me'sûr demişler. Yani hadis-i şerîflerle Kur'ân-ı Kerîm'i tefsir etmek için hadîs-i şerîfleri toplamışlar. İlgili âyetlerin izahında böyle eserler meydana getirmişler. Mesela İmam Suyûtî'nin böyle güzel bir eseri var.


Onun için Allah bizi Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesinden, hadîs-i şerîfinden ayırmasın. Bizi dinde fakih eylesin. Hakkı hak olarak görüp ona uymayı, bâtılı bâtıl görüp ondan korunmayı nasip eylesin. Sevdiği kul gibi yaşayalım. Huzuruna sevdiği kul olarak varalım. Rabbimiz bizi cennetiyle, cemâliyle taltif eylesin.


* Tirmizi, "İlim", 10, r. 2664; İbn Mâce, "Mukaddime", 2, r. 12; Ebû Ya'lâ, III, 346, r. 1813; Deylemi, III, 59, r. 4160; Heysemi, I, 555, r. 697; Ali el-Müttaki, I, 194, r. 983.


** Ebû Dâvud, "Sünnet", 6, r. 4604; Taberâni, el-Mu'cemü'l-kebir, xx, 283, r. 670.


*** 114 53/Necm, 3-4.


Kaynak: Coşan, M. Es'ad, Sünnet Olmadan Ümmet Olmaz, Server Yayınları, s. 151-156, 6. Baskı, Aralık 2017.

21 görüntüleme0 yorum
Join my mailing list