Yirmi Yedinci Gece ve Günü



Asr-ı saâdetten günümüze kadar bütün ümmetin, camilerde kalabalık cemaatlerle bu geceyi ihyada ittifak etmeleri, hiç şüphesiz ki Kadir Gecesi olarak en ümitli gecenin bu gece olduğunun delilidir.


Nitekim İbni Omer (Radiyallahu Anhuma)'dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:


"Kadir Gecesini yirmiyedinci gecede arayın." (Abd ibni Humeyd, no: 791. Ahmed ibni Hanbel, el-Müsned, no: 4808, 8/426, Suyûti, ed-Dürru'l-mensûr, 15/558)


Muâviye ibni Ebi Süfyan (Radiyallahu Anh)'dan rivayet edilen bir hadis-i şerifle Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:


"Kadir gecesi yirmi yedinci gecedir" (Muhammed ibni Nasr, sh:106, Dürru'l-mensûr, 15/558)


Diğer bütün rivayetlerde "Arayın" ifadesine yer verilirken, burada kesin ifade kullanılması dikkat çekicidir. Bu yüzden Ömer, Huzeyfe ve daha birçok sahâbe (Radıyallahu Anhum) Kadir Gecesinin yirmi yedinci gece olduğunda hiç şüphe etmezlerdi. (İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, 2/512, 3/74)


İbni Abbâs (Radiyallahu Anhuma)'dan rivayete göre:


Bir adam Rasûlüllâh (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek:


"Yâ Rasûlallah! Ben çok yaşlı biriyim, gece namazına kalkmak bana çok ağır geliyor, bana bir geceyi emret de, ola ki Allâh beni onda Kadir Gecesine muvaffak kılar." dediğinde, Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve sellem):


"Sen yediye sarıl!" (Muhammed ibni Nasr, Kıyâmu'l-leyl, sh:107; Ahmed ibni Hanbel, el-Müsned 1/240, Taberânî el-Mu'cemu'l-kebîr, no:11836, 11/311, Beyhaki, Şuabul-iman, no:3414: 5/272: es-Sünenü'l kübrâ, 4/312, 313) buyurarak, yirmiyedinci geceyi ihya etmesini kendisine emretmiştir.


Bu hadis-i şerîften de anlaşıldığına göre; hastalık gibi meşrû bir mazeret yüzünden mübarek geceleri ihya edemeyenler mahrum edilmeyeceklerdir.


Nitekim İmâm-ı Cüveybir, Dahhak (Radıyallahu Anh)'a:


"Hayızlı, nifaslı, yolcu ve (hastalığından dolayı) uyuyan kişinin Kadir Gecesinden nasibi var mıdır? diye sorduğunda, o:


"Evet! Allâh-u Teâlâ kimin (müsait zamanlarında yapmış olduğu) amellerini kabul etmişse, elbette ona Kadir Gecesinden nasibini verecektir.” buyurarak, meselenin, çok ibadete değil de, makbûliyete dayandığını ve itibarın, beden amelinden çok, kalbin takvâ ve niyetine bağlı olduğunu ifade etmiştir.


Nitekim nice namaz kılan mahrûm, nice uyuyan da merhûm vardır. Evet, biri uyurken kalbi zâkir, diğeri de kılarken, kalbi facirdir. Bu yüzden büyükler:


"Şüphesiz ki kaderler yardım edince,

Uyuyanı kılana ilhak ederler" demişlerdir.


Şu bilinmelidir ki; Kadir Gecesinin günü gecesi kadar değerlidir.


Nitekim Âmir ve Hasen ibni Hurr Radıyallahu Anhuma): "Kadir Günündeki amel, gecesindeki amel gibidir. Zira günü gecesi gecesi de günü gibidir." demişlerdir. (İbnü Ebi Şeybe, el-Musannef. 2/515, 14/23, 24)


Onların bu rivayeti, Enes ibn-i Malik (Radıyallâhu Anh)'dan rivayet edilen şu hadis-i şerifte Rasûlüllâh (Sallallähu Aleyhi ve sellem) tarafından açıkça bildirilmiştir:


"Dört gece vardır ki, geceleri günleri gibi, günleri de geceleri gibi (faziletli)dir.


Allâh-u Teâlâ, bunlarda yapılan yeminleri doğru çıkarır (; ism-i şerîfi adına verilerek yapılan duaları kabul eder), canları (cehennemden) âzâd eder ve bol mükâfatlar ihsan eder.


(Bunlar da:)


(1) Kadir gecesi ve sabahı,

(2) Şa'bânın yarı (onbeşinci) gecesi ve sabahı,

(3) Arefe gecesi ve sabahı,

(4) Cuma gecesi ve sabahıdır."


(Hafız Ebu Nu'aym. Ahmed ibn-i Hıcâzi, Tuhfetü l-ihvân, sh:51, Necmüddin el-Ğayti, Kitab-u Leyleti 'n-nısf-i min şa'bân, Süleymaniye Kütüphanesi, Reisü'l-küttâb Mustafa Efendi, kayıt no: 1166, varak: 191, Şihâbüddîn, Ahmed el-Kalyôbî, Nebzetün Azbetü'l-menhel fî zikr-i leylet-i nısf-i şa'bane'l mufaddal, Süleymaniye Kütüphanesi, Reisü'l-küttâb Mustafa Efendi, kayıt no: 1166, varak: 221)


Kaynak: Cübbeli Ahmet Hoca, Ramazân-ı Şerif Risâlesi, s. 196-200, 3. Baskı, İst., Şubat 2020



4 görüntüleme
Join my mailing list